WikiTurk
Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Sosyal Bilimler

Unknown
(Date : 29.12.2007 00:54:05)
imageimageimage %17


Fordizm-Postfordizm


 Reklam



Fordist üretim sistemi II.dünya savaşı sonrası konjektürde doğmuştur. Bu dönemde benzeri görülmemiş bir büyüme ve yatırım artışı yaşanmıştır.

1930’lar iktisadi açıdan ABD’nin sanayi ve teknoloji gücünün rakip tanımaması, hegemonyasını kurmasıyla şekillenmiş yardım ve kredi faaliyetlerini yöneten uluslar arası kredi kurumları bu dönemde ortaya çıkmıştır. Doların da dünya parası haline gelmesiyle bir çok az gelişmiş ülkeye kredi ve fon aktarılarak yeni pazarlar yaratılmıştır. ABD’nin komünizmi tehdit olarak görmesi, anti komünist propagandayla azgelişmiş ülkeleri kredi vererek (borçlandırarak) kendine bağlamasını, yönlendirmesini beraberinde getirmiştir. Bu dönem refah devleti uygulamalarının yaygınlaştığı, (sosyal güvenlik kurumları, işsizlik sigortası v.s.) emek – sermaye arasında özel bir dengenin oluştuğu çok özel bir süreci tarif eder. Satın alma gücünün yükselmesiyle, tüketimin arttırılması böylece de geniş istikrarlı pazarların yaratılması fordist üretim sistemi için gerekli koşulları hazırlamıştır. (1930-1960)

Fordizm; Taylor’un ayrıntılı işbölümü esasına dayalı parça başına üretim ile şekillenmiş, kayan bant sistemidir. Rekabet gücünü, bir maldan çok sayıda, ucuza üretmeye kurmuştur. Kitleler yığınlar halinde üretim buna imkan sağlar. Özel tek amaçlı makinelerin ve niteliksiz işgücünün kullanıldığı son derece disipliner bir sistemdir. Üretim öncesi ve sonrası dikey haberleşmeyle birbirinden kopartılmış, işçinin emek sürecindeki insiyatifi yok edilmiştir. Merkezi üretim ve denetim esas alınmıştır.

Fordizmin varlığı için geniş ve istikrarlı pazarlara, standart tüketim kalıplarına ihtiyaç vardır ki verimlilik sağlanabilsin. Talebin değişiklik arz etmesi, son derece pahalı tek amaçlı makinelerin talebi karşılamasına izin vermez.

Ayrıntılı işbölümü, işçi tarafından yapılan işin kayan bant üzerinde çok basit rutinlere dönüşmesini içerir. Bu işgücünün niteliksizleşmesini beraberinde getirirken üretim süreci üzerindeki kontrolünü de yitirmesine neden olmaktadır. Karar süreçlerinden koparılmış işçi yüksem ücretle tatmin edilmeye çalışılır. Ancak niteliksiz iş gücü kolay ikame edilebilinir olduğundan emeğin değerini düşürmekte (işsizliğin yoğun olduğu ülkelerde) hem de işten atılma oranını yükseltmektedir. Bu durum sanayileşmiş ülkelerde kitle sendikacılığının yükselmesine neden olmuştur.

Fordist üretim sisteminde üretim ile kalite kontrol süreçlerinin ayrışmış olması üretimi yapanlara kalite kontrolünü gerçekleştiren kişilerin farklılığı hatalı ürün oranını arttırmıştır. Tamamlanmış ürünlerin büyük kısmının hatalı oluşu ve bunların tamiri verimliliği azaltırken,maliyeti de yükseltmektedir. Bant sistemi işin belli noktalarda yoğunlaşması sonucu bazı noktalarda boşa çıkma, bekleme sürelerine neden olmuştur. Hat üzerindekimakineler ve işgücü öyle ki iş yaparak değil, yarı mamul malı bekleyerek ciddi vakit kaybetmektedir.

       

Banttaki herhangi bir tıkanıklık (arıza) bütün bantın durmasına neden olmakta; işgücünün nitelikten yoksun oluşu, anında müdahaleyi imkansız kılmaktadır.

Fordist sistemdeki kayan üretim hattı, ayrıntılı iş bölümü, emek yerine makinenin ikamesi üretim hattının giderek daha fazla makineleşmesi, verimliliği arttırmak isterken tersi sonuçlar doğurmuştur. Tek amaçlı makineler hem büyük sermaye yatırımı gerektirmekte, kar oranını düşürmekte hemde değişen talep koşullarına yanıt üretememektedir. Bu fordizmin içsel çelişkilerinin krizi olduğu kadar kapitalizmin ideolojik krizinin (değişen  pazarların ve değişken Pazar olgusunun) fordist üretim sürecine yansımasıdır da.

1970’lerin sonlarına gelindiğinde  hem fordizmin kendi içsel çelişkileri, kriz yeni bir üretim sürecinin doğmasını zorunlu kılmıştır. Dünyadaki kamplaşma Avrupa Topluluğu (Almanya etrafında toplanmış eski doğu bloğu ülkeleri) ABD, kanada ve Meksika arasında kurulan Kuzey Amerika Bloğu ve giderek  Japonya ve Güney Asya ülkelerini de kapsayacak gibi gözüken bloklaşma, kendi pazarı için üretim yapan kendi hiyerarşisin kendi bloğu içinde yaratma çabasını öne çıkartmıştır. ABD hegemonyasının bozularak rekabete girilmesi, doların dünyadaki talebinin düşmesi, dünya parası yaratma konusundaki yarış, uluslar arası para sisteminin çökmesine zemin hazırlamıştır. Uluslar arası rekabet ABD Avrupa ve Japonya arasında süren Pazar büyütme çabası, global dünya pazarını parçalamış, dolar bölgesi, mark bölgesi, yen bölgesi gibi ticari blokları bu dönemde şekillenmeye başlamıştır. Küçülen pazarlar ve değişen talep olgusu karşısında artık yeni bir üretim sistemi kaçınılmazdır. Yaratılacak üretim sistemi hem fordizmin içsel çelişkilerinden doğan tıkanıklığı açmak hem de dünya iktisadi işbölümünde yanıt üretmelidir.

Postfordizm her ne kadar 70’lerde başlayan bir süreç  gibi gözükse de üst yapı daha çok önceden hazırlanmıştır. Üst yapının alt yapıya hazır oluşunun tarihidir 70”ler. Bu üretim sisteminde temel farklılık değişen işgücünün niteliği ile ilgilidir. Ayrıntılı işbölümü yerini işbölümüne bırakır. Öyle i fordizmde basit bir iş tekrarı üzerinden giden uzmanlaşma burada yaratılan birimlerin (Atölye, kalite kontrol çemberleri, Bakım-onarım tamir birimleri, pazarlama satış vs.) her birimin kendi içinde uzmanlaşmasını getirmiştir.

Anlamayı kolaylaştırmak açısından kabaca bir örnek verecek olursak, fordizmde bir işçi yalnızca bir çivi çakmayı bilir ancak çaktığı çiviyi sökme becerisinden yoksundur “çivi çakmak” her hangi bir çivi çakmak eyleminden öte “düzgün ve çok seri” olabilmeyi tarif eder. Herkes çivi çakmayı bilebilir ama herkes günda 2000 adet çiviyi hatasız çakamaz. Çivi çakan “çakma” işinde uzman olmalıdır, ayrıntılı iş bölümü bunu anlatır. İşçi ürettiği ürüne yabancılaşmış durumdadır. Ürettiği metanın örneğin otomobilin yalnızca çivisini çakıyordur. Postfordizmde de aynı yabancılaşma -işbölümü- devam eder. Yalnız bir farkla; artık işçi otomobilin  basit bir ayrıntısından ziyade bir parçasını yapar hali gelmiştir. Otomobilin motorunu yapıyordur ancak kaportayı yapmaktan yine yoksundur. İşçinin üretim sürecindeki insiyatifi artmış gibi gözükse de sınırlar bellidir. Niteliksiz işgücü yerini nitelikli işgücüne bırakırken tek amaçlı makinalan da yerini mikroelektronik aksamlı emekten tasaruf eden, esnek üretime imkan veren makinlara bırakır. Üretilen bu yüksek  teknoloji emeğin değişken nitelikli olmasını zorunlu kılar. Aksi halde teknolojinin etkin kullanımı gerçekleşemez.

Esnek üretim, mikroelektronik aksamlı makinalar aracılığı ile bir maldan başka bir malın üretimine geçişte kısa bir ayarlama süreci gerektirir. JİT (Japonların tam zamanında üretim sistemi) modeliyle “0 stokla” çalışma esas alınmıştır. Fordizmin gereksiz stok maliyeti depolama, taşıma gibi maliyetler söz konusu değildir.

Fordist üretim sistemiyle gelişen kitle sendikacılığı yerini işyeriyle bütünleşmiş işyeri sendikacılığına bırakırken, Fordizm de az çok istihdam şansı bulan işçi istihdam koşullarını  yitirmiştir. Çekirdek nitelikli işgücü, ayrıcalıktan yoksun işçi sınıfının değişen yüzü ayrıcalıklı işçi sınıfıdır. Ancak sayıları çok olmayacaktır, ayrıcalıklarını buna borçludurlar.

Fordizm bütün sıkıntılarına rağmen bugün hala dünyada yaygın olarak kullanılan bir üretim sistemi. Özellikle de az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi niteliksiz işgücü ucuz emek kolay ikame edilebilirliğe dayalı oluşu, yüksek istihdam şansı ve yüksek teknolojinin bu ülkelerin elinde bulunmaması. Bulunduğunda da bu teknolojiye uygun nitelikli işgücü sıkıntısı.

Postfordist sistem daha ziyade ileri  kapitalist ülkelerde varlık gösteriyor. İleri teknoloji (otomasyon), çekirdek nitelikli işgücü (uzmanlaşmış) ister istemez eğitim oranının yüksek olduğu ülkelerde yine teknolojiyi elinde tutan ülkelerde mümkün gözüküyor. İstihdam şansının bu ülkelerde azalmış olması da ciddi bir sıkıntı yaratmıyor. (Sosyal güvenlik, işsizlik sigortası gibi güvencelerle)

Fordist üretim sistemi yaygın olarak kullanılsa da kapitalizmin kendini yeniden üretme noktasının postfordizm olduğu açık. Postfordizm bugün kapitalizmin kendisini yeniden var edebilmesinin bir yolu bunu da bilişim sektörüyle ilgisi var artı spekülatif para piyasası da devinimin bir diğer yüzü.

Fordizm, postfordizm niçin önemli? Üretim sistemleri, kapitalizmin evrimini anlamamız açısından önem taşıyor. Kapitalizmin farklı evreleri var ve bizde bu evreleri ancak üretim süreçlerindeki yapısal değişikliklere bakarak çözümleyebiliyoruz. Çünkü kapitalizm rekabet, kar, artı değer üzerine kurulu bir sistem. Kapitalizmi karakterize eden olgu kar olduğu için emek-sermaye ilişkisi üretim süreçleri özel bir önem taşıyor. Bugün her ne kadar dünya genelinde fordizm yaygın üretim biçimi olma özelliğini sürdürüyorsa da gelişmekte olan üretim biçimi postfordizm olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazı döneme özgü olarak kapitalizmin nasıl bir evreden geçtiğini anlamak için genel bir kapitalizm tartışmasını kışkırtmayı amaçlamaktadır.

 

Fordist üretim modeli bir dönem dünya kapitalizminin devinimini sağlayan en önemli üretim modeli iken tıkanıklık neden başlamıştır? Yeni üretim modelleri ortaya çıksa  da aynı tıkanıklıklar ve krizler (bu gün çok net izlenebildiği gibi) yaşanmayacak mıdır? Bu tür sorular bizi sürece özgü çelişkilerin ötesinde bizi kapitalizmin içsel çelişkilerine götürür. Dünyadaki kapitalist rekabet, paylaşım savaşı bir dönem herşeyin yolunda gittiği bir üretim sistemini (bütün sorunlarına rağmen) pekala bir süre sonra işe yaramaz kılabilir.

Posfordist üretim sürecinin bugünden gözlemlenebilir sorunu istihdam alanını daraltarak önemli sayıdaki emek gücünü işsizleştirmesidir. Satın alma gücünden yoksun bırakılan bu kesimler, işsizlik güvencesinin kazanılmış hak olduğu ülkelerde sistem için tehdit oluşturmasalar da bu ülkelerde bile giderek sosyal hak ve kazanımlar kırpılmaktadır. Bireye çalışmadan ücret bağlamak devleti sıkıntıya sokar ve her ne kadar çıkarları sor kertede ortaklaşsa da devletle sermaye karşı karşıya gelebilir. Öyle sermaye grupları vardır ki bütçeleri devlet bütçesini kat kat aşmaktadır. Sermaye gücüne güç katarken devlet sermayenin pisliklerini toparlamakta zorlanmakta bu da kimi zaman devletlerin sermayeye sınır koymasını zorunla hale getirmektedir. Değişen dinamikler her anlamda devlet – sermaye, uluslar arası rekabet – bölgeler arası rekabetler, işçi sınıfı – sermaye açısından yeni dinamiklerin habercisidir.



--------------------------reklam--------------------------

------------------------------------------------------------












Derecelendir
Kaynak Kendi Arşivimdir
İçerik İhbarı


duzceninsesi.com.tr

Open Source Document Project AUP&TOS