WikiTurk
Editor Login | Register
Ekle

> Hobi Dünyası ® > Oyun ( Games ) > Action [ RPG ]

İnformation Technology
(Date : 12.02.2008 20:17:52)


[İNCELEME] Vampire: The Masquerade - Bloodlines


 Reklam




Teşekkürler...
Yazının başındaki vampir hikayesinden dolayı Yener Bediz"e, (yazı anonimdir)
Klanlarla ilgili ayrıntılı açıklamasından dolayı Mete Hoca"ya,
Böyle bağımlılık yapıcı bir oyun yarattıkları için Troika"ya, White Wolf"a, hepsine,
Bu yazıyı hazırlarken arkada bana eşlik eden Opeth, Anathema ve Dark Tranquillity"ye çok teşekkürler... :)

Not: Direkt olarak incelemeyi okumak isteyenler 3. sayfaya geçebilirler, zira ilk 2 sayfada vampirlerin yaratılış hikayesini anlatacağız. Ayrıca yazı aralarındaki screenshot"ları görebilmek için de üstlerine tıklayınız...

Önemli Hatırlatma: Burada anlatılanların sadece hayal ürünü olduğunu unutmayın.




Bundan yüzyıllar önce, yapraklardaki sakin rüzgar dokunuşu ve kuş cıvıltılarıyla dolu dünyanın sessizliği bir ışıkla bozuldu; bu ışık, barış rüzgarlarını dindirip dünyanın tüm benliğini sömürecek olan olgunun, insanlığın ilk hüzmesiydi. Adem ve Havva adındaki fırtına öncesi sessizliğin ilk fısıltısı, sonraları evlenecek ve 3 tane de oğulları olacaktı; Caine, Abel ve Seth. İlk doğan Caine, bitkileri yetiştirdi. Onları suladı ve büyüttü, hayat verdi. İkinci doğan Abel hayvanlara baktı. Onları besledi ve büyüttü.

--------------------------reklam--------------------------

------------------------------------------------------------


Bir gün babaları Adem, iki oğluna keskin bir ses tonuyla; "Caine ve Abel, yukarıdaki için bir kurban getirin. Getirin ki yaratıcınıza olan minnetiniz bilinsin." dedi. Caine, yukarıdaki için en tatlı meyvelerini, en olgun bitkilerini getirdi. Abel ise en genç, en güçlü hayvanını kurban etti.

İki kardeş de kurbanlarını Adem"in ocağına koydular ve ateşe verdiler. Duman onları yavaşça yukarı doğru götürdü. Abel"in kurbanı tatlı bir koku yayıp kabul edilirken, Caine"inki kabul edilmedi ve Caine sert bir şekilde azarlandı.

İlk doğan (Caine) ağlamaya başladı, gece gündüz yukarıdakine dua etti.

Gel zaman git zaman, Adem kurban vaktinin yeniden geldiğini söyledi. Abel yine en güçlü ve genç hayvanlarından birini öldürdü. Caine ise eli boş geldi, çünkü kurbanının istenmeyeceğini biliyordu. "Caine, neden bir kurban getirmedin?" diye sordu Abel. İlk doğan, gözleri yaşlı bir şekilde kardeşinin kalbine mızrak saplayarak onu kurban etti; hayatta en çok sevdiği şeyi.

Bu olayın ardından yukarıdaki onu cennetten attı, ve Nod denilen bir yere sürgün etti.

Caine karanlıkta yalnız kalmıştı. Açtı, üşüyordu ve ağlıyordu... Karanlığın içinden tatlı bir ses geldi. Siyahlar içinde bir kadın Caine"e doğru yaklaştı:

"Hikayeni biliyorum, Nod"lu Caine. Açsın, bende yemek var. Üşüyorsun, bende kıyafetler var. Üzgünsün, bende rahatlık var". Şaşırmış olan Caine:

"Benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? Neden giydiresin? Neden besleyesin?" dedi, ve alacağı cevapla daha da şaşıracaktı:

"Ben senin babanın ilk karısıyım. Yukarıdakine karşı geldim ve özgürlüğü karanlıklarda buldum. Ben Lilith"im. Bir zamanlar ben de üşüyordum. Benim için sıcaklık yoktu. Bir zamanlar ben de açtım, benim için yemek yoktu. Bir zamanlar ben de üzgündüm, benim için rahatlık yoktu."

Lilith Caine"i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. Caine onun evinde bir süre kaldı, ve bir gün ona sordu:
"Sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? Nasıl kıyafetler yarattın? Yiyeceklerini nasıl yetiştirdin?"

Lilith gülümsedi ve cevap verdi: "Ben uyandım. Bu sayede istediğim gücü yaratıyorum". Gözleri parıldayan Caine: "Beni de uyandır Lilith, benim de güce ihtiyacım var. Ben de kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi yaratmalıyım."

"Uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. Sen baban tarafından lanetlendin. Ölebilirsin, sonsuza kadar değişebilirsin." İçini kemiren heyecanla Caine:

"Güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? Sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam."
Lilith Caine"i seviyordu. Sonuçlarından emin olmadığı için istemese de Caine"e olan sevgisi, içinden gelen sesin önüne geçti ve onu uyandırdı. Bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve Caine"e içirdi. Caine Abyss"e düştü, o kadar uzun süre düştü ki bu ona sonsuzluk gibi geldi. Gözlerini açtığında karanlık bir yerdeydi.

Karanlığın içinde Caine parlak bir ışık gördü. Gecede parlayan ateş, Michael, Kutsal Ateşin koruyucusu ona gelmişti, ve şöyle dedi. "Adem ve Havva"nın oğlu, suçun büyük ama babamın bağışlayıcılığı daha büyük. O seni affetti."

Kızgın ve kırgın Caine cevap verdi: "yukarıdakinin acımasıyla değil ancak kendi vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim." Reddetmişti. Ve Michael ona ilk lanetini verdi:

"Bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. Ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek."

O gecenin sabahında, ufuktan Raphael, güneşin koruyucusu göründü. Caine"e şöyle dedi: "Adem"in oğlu, Havva"nın oğlu, kardeşin Abel cennetten senin günahlarını affetti. Tanrı"nın bağışlamasını kabul etmeyecek misin?"

Caine cevap verdi: "Abel"ın bağışlaması bir şey ifade etmez. Ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım", ve reddetti. Onun için değişen pek olmamıştı, bir şey dışında; Raphael ona ikinci lanetini vermişti:

"Bu diyarda gezdiğin sürece sen ve çocukların gün doğuşundan korkacak. Güneşin ışınları sizi ateş gibi yakacak. Şimdi git ve karanlık bir yere saklan, saklan ki güneşin gazabını hissetme!"

İçini hırs bürüyen Caine kaçtı, kaçtı... ve karanlık bir mağaraya saklanarak derin bir uykuya daldı. Uyandığında ölüm meleği Uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. Caine"e doğru eğilerek kulağına fısıldadı: "Adem"in oğlu, Havva"nın oğlu, Tanrı senin bütün günahlarını bağışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.."

Büyük bir fırsat gibi görünen bu teklife kırgınlığı dinmeyen Caine cevap verdi: "Tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım. Ben benim. Yaptıklarımı yaptım. Bu asla değişmeyecek".

Ve Tanrının kendisi, Uriel"ın ağzından Caine"e son ve en büyük lanetini verdi:

"Sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karanlığa tutunacaklar. Sadece kan içecekler. Sadece kül yiyecekler. Bir ölü gibi yaşayacaklar, fakat ölmeyecekler. Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"

Bu lanetle Caine acı bir çığlık attı, gözlerinden kan geliyordu. Kanı bir kabın içine doldurdu ve içti.

Kafasını kaldırdığında Gabriel karşısında duruyordu. Fırtına sonrası sessizliğinin verdiği yankıyla: "Adem"in oğlu, Havva"nın oğlu; babamın bağışlayıcılığı sandığından çok daha büyük. Şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı. Bu yola "Golconda" diyeceksin. Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz." 
Gelelim incelemeye...

Bundan yüzyıllar önce, bilinmeyen bir zamanda böyle başlamıştı işte vampirlerin hikayesi. Yıllardır her türlü eğlence öğesince kullanılan, hatta bazılarınca sömürülen ve Hollywood sağ olsun, iyice suyu çıkarılan, klişeleşen bir temadır vampirler... Sivri dişli gıcık görünümlü yaratıklar dünyayı ele geçirecekler, masum insanların kanlarını tüketerek daha da güçlenecekler ve dünyayı gittikçe yaklaşan bu felaket sondan kurtarmaya aday bir vatansever, bu kötü adamların önüne geçecek. Peki ya bu olaya vampirlerin bakış açısıyla bakarsanız?


Göbek atan bir vampiri yönetmek kesinlikle çok farklı bir deneyimdi. Teşekkürler Troika!

Hollywood filmleri vampirleri öyle hale getirdi ki vampir olgusuna gerçek desteği veren yegane firma White Wolf"un hikayeleriyle bile tezata düşer oldu vampirler. Herkes kafasına eseni yapıyor, "sivri dişli durmadan laf sokan bir karakter yaratayım, bir de aksiyon olsun, tamamdır" mantığıyla hazırlanan filmler, vampir efsanelerinin güzelliğinin kalbine bıçağı saplayıveriyordu. Bu durumu gören idealist Troika ekibi, bizzat White Wolf"la çalıştığı için uzun zamandır görülmeyen derinlikte bir vampir temalı yapım çıkarmayı başarmış. Zaten Bloodlines"ın oyuncuyla duygusal bağ kurmasını sağlayan şey de, bu efsaneye bağlı kalınmasının verdiği kalite. Belki de hiçbir film veya oyunun yapamadığı derecede başarılı bir şekilde yansıtılan vampirlerin iç dünyaları, düşünceleri, politikası, kısacası maskenin altındaki kısım Bloodlines"ı hikaye anlatımı ve atmosferi en sağlam oyunlar arasına oturtuveriyor.


Şaşırdınız mı? Biraz sesi açıp daha da şaşırın. Çünkü o mekanda dinlediğiniz şarkı da bizzat Tiamat"ın.

Önceden de söylediğim gibi White Wolf ile içli dışlı olarak hazırlanan Bloodlines, başına oturduğunuz andan kalkana dek sizi rahat bırakmayan bir oyun. Hikayedeki sürprizler, karşınıza çıkan yeni olaylar ve bağlantılar, oyunun ne denli kaliteli ve dikkatlice hazırlanmış bir hikayeye sahip olduğunu sizlere vurgular nitelikte. Şöyle söyleyeyim; aldığınız hemen hiçbir görev göründüğü gibi değil, daima dallanıp budaklanıyor. Hele ki sonlara doğru prensten aldığınız (bu prense daha sonra değineceğim) bir nesneyi bulma görevi var ki bunu yapana kadar muhtemelen birkaç yaş yaşlanacaksınız, en azından öyle hissedeceksiniz. Ama bu his, yaşlılığın verdiği umutsuzluk ve mutsuzluktan çok farklı olarak, sizlere çok az oyunun yaşattığı tatmin duygusunu yaşatacak.


Ne cin adamlar şu Troika..

Yasak yollarla "embrace" edildiğiniz, yani vampir olduğunuz oyuna embrace eden efendinizin (sire), vampirlerin kralı konumundaki prens tarafından ölümle cezalandırılmasıyla başlıyorsunuz oyuna. Filmlerin bize öğrettiklerinin aksine boyundan bir ısırık alınan kişi vampire dönüşmüyor, bu iş için özel ayinler düzenleniyor. Hatta oyunun başlarında bu olayla ilgili dalgasını da geçmiş yapımcılar. Her neyse, çaylak bir vampir olarak amacınız ise vampir olmanın gerektirdiği şartlara uyarak prensin verdiği görevleri yerine getirmek, ve bu sırada da karşınıza çıkan sürprizlerle şaşırmaktan şaşı olmak. (?)

 
Korku filmi görevleri gerçekten çok yaratıcı bir fikir. Ama bir o kadar da ürkütücü!
Her RPG oyununda olduğu gibi Bloodlines"a da kendinize bir karakter yaratarak başlıyorsunuz. Bu noktada karşınıza iki seçenek çıkacak; dilerseniz yöneltilen sorulara vereceğiniz cevaplara uygun bir karakteri oyun yaratsın, dilerseniz tüm özellikleriyle kendinizin ilgilendiği bir karakter yaratın, seçim sizin. Ben soru-cevap kısmını seçtim ve açıkçası sonradan pişman oldum, zira çok tipsiz bir vampir gelmişti karşıma. (Gangrel"ler çok zibidi) Size tavsiyem kendi karakterinizi kendiniz yaratın, kısacası ben ettim siz eylemeyin. Bu noktadaki bir başka önemli unsur ise oyunda bulunan klanlar. Oyunda, Camarilla, Sabbat ve Anarch olmak üzere üç grupta toplanan vampirler toplam 13 klandan oluşuyor. Camarilla oluşumu iyi gibi gözükse de antipati toplayan prens sayesinde Camarilla"yı sevmeyebilirsiniz. Camarilla"nın dışında Sabbat, oyunun kötü adamlarından. Anarch ise Camarilla"nın politikalarına karşı gelen, adı gibi anarşik bir grup. Klanlarla ilgili ayrıntılı açıklamayı yazının sonundaki ufak tam çözüm kısmında bulabilirsiniz, oyunu oynamayı düşünenler mutlaka o yazıyı okumalılar.


Hollywood"un göbeğinde bir internet cafe, ve televizyonda bu resim. Hangi oyuna mı ait? Daha yakından bakın isterseniz..

Klanımızı da seçtiğimize göre artık bizi kimse karanlıklar dünyasına balıklama dalmaktan alıkoyamaz. Hemen her RPG"de bir ana görev, bir de deneyim kazanıp karakterinizi geliştirmeye yarayan yan görevler bulunur; fakat Vampire"da durum biraz daha farklı. Her şeyden önce oyunda ana göreviniz yok, ancak vampirlerin başı olarak kabul edilen prensin verdiği görevleri ana görev olarak da sayabiliriz; zira bir hayli uzunlar. Los Angeles"ta geçen oyunda Santa Monica, Downtown, Hollywood ve Chinatown gibi 4 merkezde bulunacaksınız. Ne var ki RPG hastalarına bu 4 mekan kesinlikle yetmeyecektir, zira çoğu RPG oyunundaki şehirlerden daha küçük bu mekanlar �ki bu benim için bir hayal kırıklığı oldu. Gerçi tüm oyun boyunca bu 4 mekanda bulunmayacaksınız sadece, bazı görevlere
özel, sadece bir kere gideceğiniz pek çok yer var. (genellikle bunlar malikane, ev gibi yerler oluyor)

 
İsim hakları alınmadığı için oyunun puanından kırıyorum!!!

Yalnız bir şey dikkatimi çekti, yer altı �neredeyse- yer üstünden daha büyük. Özellikle Hollywood"un altındaki Nosferatu barınakları ve puzzle"dan farkı olmayan kanalizasyon sistemi sizi rahatlıkla içine çekip kaybedecek büyüklükte. Biraz önce de dediğim gibi, mevzubahis yer üstü olunca iş değişiyor, 4 mekanın yetersizliğinden yakınıyorsunuz. Kaldı ki bu 4 yerin de �oyuna başladığımız yer olan Santa Monica haricinde- çok iyi kullanıldığı söylenemez. (özellikle Chinatown"un) Biz böyle eleştireduralım, işin bir de başka, teknik boyutu var ki ona da az sonra değineceğim. Şehirlerin çok büyük olmamasının en büyük sebeplerinden biri de performans kaygısı olsa gerek.

  
Bu yazının gecikme sebeplerinden biri de şekilde görüntülerini gördüğünüz Vesuvius adlı bardı...

Oyunda iç mekanlar, dış mekanların aksine alabildiğine geniş hazırlanmış. Daha doğrusu, ev, otel vb. yerlerde en alakasız şeyler (odalar vs.) bile ayrıntılı ve özene bezene hazırlanmış. Her ne kadar bulunduğunuz her yer insanla dolu olmasa da yaşanan yer hissini vermeyi çok iyi başarabiliyor. Ve evlerin içi de en az iç mimar eli değmiş kadar başarılı yapılmış. Kısacası dış mekanların eksisinin üzerine dik bir çizgi koymayı çok iyi başarabiliyor iç mekanlar.


Bu hanımların bu soğukta böyle müstehcen durduklarına bakmayın, onlar da ekmek parası derdinde...Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama az önce altını çizdiğim unsur oyunun atmosferini olumsuz yönde etkilemiş. Her şeyden önce koca Los Angeles"ta çevrede dolaşan kişi sayısı çok az (belki gecenin bir yarısı olmasından da olabilir), daha da önemlisi bu kişiler ortalıkta başıboş şekilde, bilinçsizce adımlar sarf ediyor. Yani orada bulunmalarının bir amaçları yok, gidecekleri bir yer yok, yağmurda karda kışta öylece bir dam altına girme ihtiyacı bile duymadan bekleyip duruyorlar. İnsanların yanı sıra oyunda fare dışında bir hayvan da bulunmuyor. (dövüştüğünüz o iğrenç yaratıkları saymazsanız) Farelerin de bulunmasının bir amacı var, eğer Ventrue gibi kalitesiz kan içmeyen bir klana mensup değilseniz fareleri yiyebiliyorsunuz. (çok küçük kan veriyorlar ama olsun) Canlıların dışında da şehir alabildiğine "ölü". Sayıca çok olmayan araçlar, ne yazık ki sokaklarda park etmekten başka bir işe yaramıyor. Dış mekanlarda bomboş yollarda dolaşırken kendinizi 2 yüzyıl öncesine gitmiş gibi hissedebiliyorsunuz; fakat "her" iç mekanda birer bilgisayar görünce ironiye kapılıveriyorsunuz.


Aynanın söylediğine mi inanayım yoksa gözüme mi?!

İç mekanlara değinmişken, evet, oyunda girebileceğiniz her yerde bir bilgisayar bulunuyor. Ve bu bilgisayarların çoğu da süs niyetine durmuyorlar, çoğunu kontrol edebiliyorsunuz! Ne var ki bilgisayarlar günümüzün bazı teknolojilerine sahip olmasına karşın 80"li yıllara ait bilgisayarlar olduğundan oturup Doom3 oynama imkanınız olmuyor :) Bilgisayarlar dos"ta çalışan ve sadece birkaç komut yazabileceğiniz makineler olarak tasarlanmış, fakat bu bile fazlasıyla yeter bir RPG oyunu için bence. Hemen her bilgisayarda bir email komutu bulunuyor ve bir yerlerden şifreyi bulursanız (veya hacking yeteneğiniz şifreyi kıracak kadar yeterliyse) o bilgisayarın kullanıcısının email hesabına girebiliyorsunuz.


Hannibal"ın amcaoğlu olan bu arkadaşların ölüm figürleri de bir acayip

Bu kısım her ne kadar küçük olsa da detay bakımından oyuna çok büyük bir zenginlik katmış. Ana hikayenin ayrıntılarını çeşitli karakterlerden öğrenmenin de ötesinde, buradaki mesajları okuyarak en alakasız ayrıntıları bile öğrenebiliyorsunuz �ki bu da oyunun atmosferini ve dünyasını inanılmaz derecede derinleştiriyor. Bu e-maillerin hepsi de süs niyetine de değil ayrıca, birçoğundan görevinizle ilgili kritik bilgilere de ulaşabiliyorsunuz. (tıpkı Splinter Cell"deki
mesajlar gibi) Email komutunun dışında bazı kontrol bilgisayarlarından da kilitli kapıları vb objelerin kilidini açarak görevinize devam edebiliyorsunuz.


Sadece süs niyetinde yaratılmış olmasına rağmen nefis modellenmiş bir bas gitar

Sadece bilgisayarlardan bahsetmek de olmaz, bazı iç mekanlarda ciddi anlamda oturup izleyebileceğiniz derecede özenli hazırlanan televizyon ve oyun oynamayı falan bırakıp sadece dinleyebileceğiniz kalitedeki radyolar da var. En son gelişmeleri takip edebileceğiniz televizyondaki spikerin seslendirmesinde de bence bir gönderme yapılmış, spikerlerin tuhaf mimik ve vurguları çok çarpıcı bir şekilde yansıtılmış :) İlgimi en çok çeken şey ise tüm şehri ilgilendiren bazı görevleri yerine getirdiğinizde (Santa Monica"daki seri katilin sırrını çözmek gibi) bu olay, haberlerde yankısını buluyor. Televizyonun dışında radyoyu da ara sıra dinlemenizi tavsiye ederim, özellikle tavuk reklamı moleküllere ayrılmanıza yetecektir :) Sadece ortama renklilik katsın diye konulan radyo için tam 47 dakikalık özene bezene kayıt yapılmış, bu da oyunun ne derece ayrıntılı ve detaylı olduğunun ufak bir göstergesi.


Prensin dokunulmaz olma sebeplerinden biri de bu buzağ.. ee, muhteşem, tumturaklı insan. Ehe, saygılar abim, ehie..

Her RPG oyununda olduğu gibi Bloodlines"ta da yetenekler çok önemli yer tutuyor. Görünüş, yetenekler, kaba kuvvet vb. gibi çeşitli kategorilere ayrılan yeteneklerde yapımcılar biraz acımasız davranmışlar gibime geldi,
özellikle ilerleyen kısımlarda 5 bölmeye ayrılmış yeteneğinizi 1 tane de yükseltebilmek için 15 yetenek puanı isteyebiliyor oyun sizden. Yetenek puanlarını ise gerçekleştirdiğiniz görevler sayesinde kazanıyorsunuz, özellikle uzun görevlerden elde edeceğiniz yetenek puanı sayısı bir hayli fazla oluyor. Ayrıca sizden tavsiyem oyunun en başındaki tutorial"ı es geçmemeniz, zira bu 15 dakikanızı alsa da size 2 yetenek puanı olarak geri dönüyor �ki bu başlarda hayli önemli bir rakam.


Barmenlik dışında part-time Güzin ablalık yapan bir insan

Yetenek puanlarının dışında oyunda dikkat edilmesi gereken insancıllık ve masquerade gibi 2 çok önemli unsur var. İnsancıllık, yani humanity oranı oyundaki agresifliğinizi ya da uzlaşımcılığınızı belirliyor da diyebiliriz, gerçekten kötü bir adam gibi davranırsanız humanity değeri gittikçe düşüyor ve çok sık cinnet geçiriyorsunuz (ki oyunda buna frenzy deniyor). Cinnet geçirmek de başka bir mevzu, eğer ekranın sağındaki kan miktarınız dibi boylarsa cinnet geçirip kontrolü kaybediyorsunuz, minik(!) vampiriniz de sağa sola saldırıp "önüme gelene bir ısırık"çılık oynamaya başlıyor. Dış mekanlarda cinnet geçirmek hiç de hoş olmuyor, vampirlerin mütevazılığını bozmak vampir camiasınca pek hoş karşılanmıyor. Her ne kadar çoğu insan tarafından varlıkları bilinse de vampirler, insanlardan olabildiğince uzak durmaya, kişiliklerini gizlemeye çalışıyorlar. Eğer bu kişiliğinizi ele güne karşı ifşa ederseniz de az önce bahsettiğim masquerade olayı meydana geliyor. Şayet masquerade miktarınız 5"i boylarsa oyun trajik bir biçimde bitiveriyor. Ama merak etmeyin, birkaç yerde masquerade puanınızı azaltıcı yan görev çıkacak karşınıza; vampirleri insanlara anlatmak üzere olan bir film yapımcısını boğazlamak gibi. Bu açıdan sorununuz olacağını pek sanmıyorum.


Ders 1: Bir bayanla tanışırken söylenecek sözler bunlar olmamalı

En önemli kısımlardan olan arayüze de değinmek gerek, sağ tarafta bir kan miktarı barı olduğunu söylemiştim. Kan miktarını kuytu köşelerde kıstırdığınız (veya sokaktaki fahişelere para da verebilirsiniz bu iş için) insanların boyunlarından ısırık alarak artırıyorsunuz, buradaki dikkat edilmesi gereken şey ise ısırdığınız kişinin kanını sonuna kadar tüketmemek, zira karşınızdakinin kanı sıfırlanırsa o kişi ölüyor ve humanity değeriniz düşüyor. Soylu Ventrue klanından değilseniz fare yiyerek de kanınızı artırabiliyorsunuz. Ayrıca çeşitli vampirik mekanlarda (?) ve hastanede bulabileceğiniz kan torbaları da bu barı yükseltmek için kullanılabilir. Gelelim bir diğer bar olan asıl sağlığınıza; kendisi ekranın sol tarafında mavi renkle gösteriliyor ve gerçek sağlığınızı simgeliyor. Eğer bu bar sıfırlanacak olursa cenne.. ee pardon, cehennemi boyluyorsunuz. Neyse ki sıkı dövüşler dışında bu bar da çok kolay azalmıyor ve zamanla yavaşça doluyor. Eğer kan içerseniz daha çabuk doluyor.


Ders 2: Bir bayanla tanışırken söylenecek sözler bunlar hiç olmamalı!

Bloodlines"ta alacağınız hemen her görevde kaba kuvvet kullanmanız farz. Özellikle kendilerine özel olarak ayrı bir harita açılan kısmen büyük yan görevler, tamamen dövüşten ibaret. Zombi, vampir, iskelet, silahlı adamlar, türlü türlü yaratıklar gibi bilumum öcülü böcülü kişiliklere karşı ter dökeceğiniz bu görevlerin çoğunun sonunda da bir boss ile kapışacaksınız. Özellikle oyunun sonlarına doğru bu boss"lar başınızın etini çok yiyor. Fakat burada atlanılmaması gereken bir detay var, eğer Persuasion, yani ikna yeteneğiniz çok yüksekse tek damla kan dökülmeden olayı hallediveriyorsunuz. Sadece yetenek değil, mensup olduğunuz klan da bunda çok etkili.

 
Sizce de Halka"daki küçük kıza benzemiyor mu?

Özellikle Malkavian klanı deli kişilikleriyle tahmin edeceğinizden çok daha fazla kolaylık sağlayabiliyor, ve ayrıca diyaloglarda pek çok �Malkavian"a özel- seçeneğin çıkmasını sağlıyor. (çoğu gerçekten komik) Bu yeteneklere daha sonra değineceğim. Dövüş sahnelerinde kullandığınız silahlar da haliyle önemli. Şahsen ben, oyunun tamamında (birkaç istisna hariç) kılıç, balyoz gibi ağır başlı (!) silahlar kullandım. Ateşli silahlar kullanmak için tek önemli olan silahın cinsi de değil, yeteneğiniz de silahın kullanımında çok etkili. Örneğin düşük silah yeteneğiyle en sağlam silah bile pek iyi sonuç vermeyecektir, silah genelde kontrolünüzden çıkacağı için kafayı yeme gibi trajik sonuçlara da mahal verebilecektir. Yakın dövüş silahları hem çok büyük etki gösterdiğinden, hem de yeteneğe çok ihtiyaç duymadığından eminim birçoğunuzun tercihi olacaktır. Yalnız bazı �kanalizasyonlardaki atımsı ayaklara sahip cadı teyze gibi- yaratıklara karşı ateşli silahlar çok daha iyi iş görüyor, özellikle yüksek bir yere çıkıp nişan almayı becerebilirseniz. (çünkü yükseklere çıkamıyorlar)


Ders 3: Vampirlerin aynada yansıması olmaz!

Arcanum, Temple of Elemental Evil gibi ortalamanın hayli üzerinde yapımlar ortaya koymuş ve RPG"lerin tanrısı sayılabilecek Fallout"un da yapımında görev almış bir ekip tarafından hazırlandığından dolayı oyunun RPG özellikleri de hayli derin. Çoğu oyunun aksine profesyonel sanatçılar tarafından seslendirilmesi sayesinde görebileceğiniz her karakter, kendine has bir üsluba, davranışa sahip. Bazıları Sam Fisher"ı bile saygı duruşuna geçirecek denli karizmatik iken (Beckett gibi) bazısı sert, kimileri ise çok çekingen olabiliyor ve bunların huyuna gitmeniz oyuna devam etmek açısından sağlıklı bir karar olacaktır. Çok çekingen birinin üzerine fazlaca giderseniz, kolayca ulaşabileceğiniz bir yere deveyi hendek atlatarak geçmek zorunda kalırsınız. (Giovanni"nin malikanesindeki Nadia gibi) Karakterlerin derinliği de konuşmalarınızdaki seçtiğiniz cümlelerle orantılı denilebilir, eğer çok ukala bir tavır takınırsanız sıkı dostunuz olabilecek birisi gırtlağınızı kesmek isteyebilir. Kısacası amacınıza ulaşmak yolundaki karakterlerle olan tavrınız, baskıyla ikna yetenekleriniz ve mensup olduğunuz klan, çok farklı diyalogların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.


Belki inanmayacaksınız ama bu ayağınızın yarısı kadar boyutlara sahip minik bir fare..

Ses ve müzikler uzun zamandır bir oyunda görmediğim kadar sağlam hazırlanmış Bloodlines"ta. Hadi konuştuğumuz onlarca karakterin her bir kelimesinin seslendirilmesini geçtim, böyle derin bir oyunda NPC"ler de mi seslendirilir yahu? Hem de öyle alelade bir seslendirme değil, her bir karakter o kadar güzel konuşuyor ki yanaklarından öpme ihtiyacı duyuyorsunuz. (konuştuğunuz kişi bir Nosferatu değilse tabi) Ayrıca bu güzel seslendirme oyunun sadece seslerinin güzel olmasını sağlamamış, aynı zamanda her bir karaktere �bir RPG oyununda benim çok dikkat ettiğim şey olan- karakter derinliğini ve buna bağlı olarak da derinleşen atmosferi sağlamış.


Troika gerçekten mizah anlayışı sağlam olan bir ekip. Bunu oyunun çoğu yerinde ufak da olsa görebiliyorsunuz

Seslerin yanı sıra müzikler de bir o kadar sağlam. Son zamanlarda çoğu oyunun yaptığı üzere Troika da bazı müzikleri lisanslamış ve bu müzikler o kadar iyi seçilmişler ki içinizden soundtrack"ini alma ihtiyacı duyuyorsunuz. (benden bir tavsiye, çok istek duymayın. Çünkü şarkıların hepsi zaten oyunun klasöründe mp3 formatında var :) Bulunacağınız her mahallede yer alan bir disko veya barda bu lisanslı müzikleri duymak mümkün. Özellikle Hollywood"daki Asp Hole (asshole?)"da çalan müziği duyunca donup kaldım; zira çalan şarkı bizzat Tiamat"ın Cain isimli parçasıydı. (ayrıca aynı mekanda duvarda bir Tiamat posteri görmek de mümkün) Oyunda Lacuna Coil"den Swamped, Downtown"da Anarch"ın merkezi olan The Last Round isimli barın vazgeçilmez müziği Genitorturers"tan Lecher Bitch, benim duyunca bayıldığım Empire Hotel"deki Darling Violetta"dan A Smaller God ve bunun gibi birkaç tekno-rock-metal tarzında müzikler duymak mümkün. Sadece lisanslı müzikler de değil, atmosfer müzikleri de çok sağlam olmuş. Özellikle tırsıntıdan tırnaklarınızı kemireceğiniz birkaç bölümde çalan korku dolu müzik sayesinde şizofren oluyorsunuz. Ayrıca Hollywood sokaklarında dolaşırken arkada çalan müzik bana Dark Tranquillity"yi hatırlatmadı değil, hatırlattı.

 
Eskiden tuvalet mi varmış değil mi azizim?


Gelelim oyunun ölümcül eksisine; teknik detaylar. Birçoğunuzun bildiği üzere Vampire the Masquerade: Bloodlines; Half Life 2"nin Source motorunu lisanslı olarak kullanan ilk oyun. Half Life 2"de görüp çok başarılı bulduğumuz motorun ne artısını gördüysek bu oyunda o kadar eksisi var. (yüz mimikleri dışında) Her şeyden önce oyunun �özellikle de dış mekanlarda- performansı yerlerde sürünüyor. Haritalar Half Life 2"ninkilerden bile küçük olmasına rağmen motordaşı HL2"den çok daha yavaş çalışıyor. Sanıyorum ki dış mekanların çok büyük hazırlanmamasının bir diğer sebebi de bu performans eksikliği.

 
Son zamanlarda evde tırım tırım gezinmem tırsak olmamdan değil, bu ev yüzünden! İnsanı ciddi anlamda korkutan, ve bana hepimizin hüngür hüngür ağladığı Sanitarium"un efsanevi Mansion bölümünü hatırlatan Ocean House görevi kesinlikle çok sağlam olmuş

Ayrıca dış mekanlardan içe her geçişinizde karşınıza çıkan yükleme ekranları bir süre sonra can sıkıyor, ve bu yükleme ekranları dış mekana geçişte bir hayli uyku verebiliyor. Sadece performans sorunları da değil Source motorunun eksileri, yapımcılar hiç test etmemişler mi bilemiyorum ama oyun bug kaynıyor. Yükleme ekranında masaüstüne düşmekten tutun da bir yerde komik şekilde takılmaya, grafik hatalarına kadar onlarca hata bulmak mümkün Bloodlines"ta.
Özellikle crash problemi benim karşıma çok sık çıktı ve çok sinirimi bozdu, aynı sorun �az da olsa- Half Life 2"de de olmasına rağmen Vampire"da güçlü motorun bu denli zayıf kullanımı üzücü. Gelmiş geçmiş en iyi fizikleri kullandığı kabul edilen Half Life 2"nin fiziksel kısmı (?) da Bloodlines"ta çuvallamış. Gerçi Half Life 2"deki gibi oynanışa birebir etki edecek şekilde kullanılmasa da birkaç bölümde kullanılmaya çalışılan fizikler, özellikle de bu bölümlerde başarısızlığını gösteriyor.


River Raid, Blood Quest, Pitfall, Call of Duty... Çakal çocuklar şu Activision..

Hemen her teknik detaydaki zayıflığını grafiklerde de sergilemekten çekinmiyor Bloodlines, Source gibi bir motor kullanılıyor olmasına karşın grafik kalitesinin çok yüksek olduğu söylenemez. Kısacası yapımcılar benim fikrime göre motor lisanslama konusunda yanlış bir seçim yapmışlar; Neverwinter Nights"ın Aurora motoru eminim şu andakinden daha iyi iş görürdü. Anlaşılan o ki Bloodlines yapımcıları Source motorunu lisansladıkları andan itibaren Valve, motorunu Half Life 2 için bir hayli geliştirmiş ve yaklaşık 1 senelik ertelemenin sebebi de belki de buydu.


Karşısına oturup yarım saat izleyebileceğiniz bir televizyon. Göz yaşartıcı.

Hakkını yemeyelim, motorun oyuna bazı katkıları da var; yüz mimikleri gibi. Half Life 2"deki gibi göz yaşartıcı derecede kaliteli kullanılmasa da her karakterin seslendirmesi ve çok başarılı hazırlanan diyalogları yanında bu mimikler, sarf edeceğiniz cümleleri daha dikkatli seçmenizi sağlayabiliyor. Bu da bir RPG oyunu için çok büyük bir yenilik.


Bizim oğlan: Ee, ben, ehe, partiye gelmiştim ama.. ee.. yanlış gel.. gelmişim.. galiba?
Parti sakinleri: .....
Bizim oğlan: Eheh, evet, yanlış gelmişim.. ee, ben.. gideyim o zaman.. ehe, size iyi eğlenceler..
Parti sakinleri: .....

Şimdi sizden istediğim bir şey var, o da yukarıda yazılan eksileri tamamen unutmanız ve bu oyunu koşa koşa alıp oynamanız. Bloodlines oynarken dünya ile ilişkilerinizin ne kadar kesildiğini ve sabah oturduğunuz oyuna ara verince havanın karardığını fark ettiğiniz anda Bloodlines"ın ne derece bağımlılık yaptığını anlayacaksınız. Zaman kavramını çöpe atan, sunduğu atmosferle vampirlerin gerçek dünyasını yansıtan bir bağımlılık oyunu Bloodlines. Teknik detayları dışında hiçbir eksisi bulunmayan, RPG yapımcılarının bakıp pek çok şey öğreneceği bir öğreti olmuş Bloodlines. Şundan da emin olabilirsiniz ki daha da anlatılacak çok şeyi var Bloodlines"ın, fakat daha fazla anlatmam ihtimal dahilinde değil; çünkü bir yerde bu yazıya son verip Bloodlines"a geri dönmem lazım!

Karanlıklar dünyasında görüşmek üzere...

Klanlar: (Hazırlayan: Mete Hoca)

Evet arkadaşlar yazının bu kısmında oyunumuzun geçtiği World Of Darkness (WOD) da bulunan ve oyunda seçebildiğimiz yada bir şekilde karşılaştığımız klanlar ve organizasyonlar hakkında sizi biraz bilgilendirmeye çalışacağım. Esasen WOD evreni şuan için "Kıyamet" olarak adlandırılan döneme girmiş ve köklü değişikliklere uğramıştır. Ancak oyunumuz Vampire The Masquerade Bloodlines, "Kıyamet"ten önce geçtiği için ben size oyunun geçtiği dönem hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Açılıştaki hikayeyi okuduysanız ilk katil (The First Murderer) yani Caine"in nasıl vampir olduğunu biliyorsunuzdur, vampir klanlarının oluşması Caine"in vampir olmasından çok çok sonraya tekabül etmektedir.

Tanrı tarafından lanetlenen Caine binlerce yıl dünyada tek başına dolaşmış, yerleşik hayata yeni geçmeye başlayan insan toplulukları tarafından kimi zaman tanrı, kimi zaman da şeytan olarak görülmüştür. Binlerce yılın yalnızlığına daha fazla dayanamayan Caine en sonunda kendine yoldaş olacak üç insan seçti ve lanetini bu üç seçilmiş kişiyle paylaştı, bunlar; Zillah, Enoch ve Irad"tı. İkinci neslin, yani Caine"in çocuklarının doğumuyla Caine yalnızlığından kurtuldu ve çocuklarıyla beraber dünyayı dolaşmaya başladı.

Aradan gene yıllar geçti, Caine ve çocukları daha fazla dolaşmaya katlanamadılar ve İlk Şehri kurdular. Burada insanlar onları tanrıları olarak gördüler ve bu sayede Caine çocukları ile rahat ve huzurlu bir şekilde yaşamaya başladı. Bir süre sonra 2. nesil vampirler tıpkı babaları gibi kendi çocuklarını yaratmak istedi ve böylece 3. nesil vampirler doğdu. 3. nesil vampirler 13 tane olmuştur; Malkav, Saulot, Cappadocious, Absimiliard, Arikel, Ventrue, Ennoia, Haqim, Brujah, Set, Ravnos,Lucian, Mekhet. Caine çocuklarının kendi çocuklarını yaratmasına izin vermiş ama lanetin daha fazla yayılmasını ve daha fazla vampirin yaratılmasını yasaklamıştır.

  
Şehrin çeşitli bölgelerindeki bu dükkanlardan alışveriş yapabiliyor ve çeşitli mekanlardan topladıklarınızı (çaldıklarınızı) satabiliyorsunuz

Daha sonra 3. nesil vampirler Antediluvians (Caine"in Torunları) olarak isimlendirilmişlerdir. İşte bu 13 torunun soyundan gelen vampirler geldikleri Antediluvian soyuna göre klanları oluşturmaktadır. Söz gelimi Antediluvian Malkav"ın soyundan gelen vampirler Malkavian klanını oluşturmaktadırlar. Her klanın kendine has yetenekleri ve zayıflıkları mevcuttur, bunun temel nedeni Caine"in Antediluvians yani 13 torununa tek tek yaptığı lanetlerdir. Bu lanetlerin sebebine gelince:

3. nesil vampirler bir süre sonra iyice artan güçleriyle babalarının yanında kalmak istememeye başlamış ve bu yüzden büyük bir anlaşmazlık çıkmıştır. Caine iki tarafı da savaşmamaları gerektiğini söylese de savaş kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşmiş ve 3. nesilden 13 vampir babalarını Enoch , Zillah ve Irad"ı (babaları diyoruz ama Zillah aslında dişidir arkadaşlar, ayrıca Caine ile aralarında gönül ilişkisi mevcuttur) yok etmişler ve dünyanın sahibi olduklarını ilan etmişlerdir. Çocuklarının torunları tarafından katledildiğini öğrenen Caine, torunlarını tek tek lanetlemiş ve kıyamet günü (ki şu anda masaüstü oyununda "Kıyamet" gelmiştir) gelince ortaya çıkmak üzere kaybolmuştur. Daha sonra her 3. nesil kendi alt soyunu oluşturmuş ve böylece klanlar oluşmaya başlamıştır.

Caine"in laneti 13 torunun alt soyunu oluşturmasında büyük önem taşımaktadır, bir örnekle açıklamak gerekirse; Caine tarafından lanetlenen Absimilliard"ın klanı Nosferatu fiziksel çirkinlikleri ile diğer klanlardan kolayca ayrılmaktadırlar. Lanetin onlara getirdiği bu çirkinlik yüzünden yer altında yaşamaya mahkum olmuşlar, bu sebeple de vampir yetenekleri saklanma ve gizli saldırlar yönünde gelişmiştir.
Hangi Antediluvian"ın Caine tarafından hangi laneti aldığına gelince:

Brujah: Düşünme ve tartışma gücü yüksek olan filozof Brujah"nın siniride güçlüydü. Her ne kadar arif bir bilge olsa da, en basit içgüdülerden sinire ve nefrete yenik düşerek kendini kaybetmeye meyilli olduğu için Caine onun sinirini kontrol etmesini daha da zorlaştırarak lanetledi.

Arikel: Güzelliğine rakip olabilecek herhangi bir şeyi yok etmek için her şeyi yapabilecek olan ahlaksız kraliçe Arikel, zevklerinin kölesi olduğu için Caine onu güzelliklere köle olacak şekilde lanetledi.

Ennoia: Düşmanlarını yok etmek için hayvanları kullanan Ennoia, Caine tarafından bu yüzden zamanla hayvana dönüşmekle lanetlenir. Gangrel, her kontrolünü kaybettiğinde, bir hayvanın fiziksel bir
özelliğini alır.

Absimilliard: Güzel olan bu avcı, insancıl ve ahlak sahibi değildir; kendi evlatlarını, İkinci Kuşağı ve kardeşlerini küçümser, onları beğenmez ve sadistik zevkleri için kullanabildiği ölümlülere ve Evlatlarına acımaz. Caine onun yüzünü ruhunun halini yansıtmak ile lanetler.

Set: Set, Caine"in Tanrısı Yaradan"ı reddeder ve kendini ölümlülere "Karanlıklar Tanrısı" olarak sunar. Caine bunu öğrenince, onu Tanrı"nın ışığı ile lanetler ve sonsuza kadar karanlıklarda gezinmeye ve her türlü ışıktan sakınmaya lanetler.

Cappadocious: Cappadocious ölümü ve ölümün ötesini araştırmaya saplantılıdır. Caine bu araştırmalardan sonra derece rahatsız olur ve onu "ölümün yüzünü taşımakla" lanetler ki asla aradığı yoldan dönmesin.

Veddartha: Veddartha, Lucian ve Suketh gibi gururun esiri değildir ama sadece "biraz seçicidir" ve Caine onu (İkinci Kuşak"a saldıranlar arasında ilklerden olduğu icin) sonsuza dek sadece beğendiği kandan içmeye lanetler.

Lucian: Caine sonsuza kadar gecenin içinde yaşamaya mahkum edildiği için karanlığı ve gölgeleri sevmez. Güneşin ışığını ve bu ışığın yaydığı huzuru özler. Lucian, ise düşmanlarını yok etmek için karanlıkların ve gölgelerin özünü kullanmayı sever. Bunu öğrendiğinde Kain onun ruhunu kendi karanlığı ile gölgeler ki onu gören hatta göremeyen herkes onun ne olduğunu bilsin.

Mekhet: Ölümlü Mekhet"i seçen 2. Kuşak Efendi, onu kucaklayacağı gece ona görünür. Ona güçlerinden, neden onu seçtiğinden ve ona neler bahşedeceğinden bahseder. Ama karşılık olarak ondan en çok değer verdiği şeyi kurban olarak ister. Mekhet bir an bile düşünmeden ve pişmanlık hissetmeden ona kardeşini verir. Caine Mekhet"in bu insaniyetsizliğini öğrenince onu kendi toprağından ve yurdundan hiç bir yerde huzur bulmamakla lanetler.

Haqim: Haqim, bilge ve saygı duyulan bir hakimdir ve İkinci şehirde düzeni doğru yolda tutmak için seçilmiştir. Fakat dönüşümünden birkaç yüzyıl sonra canı sıkılmaya ve ruhu bir boşluktan dolayı yok olmaya başlar. Bir gün bir insanın cezasına karar verirken, ona saldırır ve onu öldürür. Haqim ruhundaki bu boşluğun cinayet işledikten sonraki zevk ile dolduğunu görünce kendisini kaybeder ve amacından sapar, ta ki Caine onu işlediği cinayetlerin tadına müptela olmakla lanetleyene kadar.

Malkav: Malkav geçmişi ve geleceği görebilen güçlü bir kahindir. Bir gün zihnini tüm dünyanın birleşik bilincine açmaya kalkışır ve aklı dünya üzerindeki bilgi ve duygular tarafından tecavüze uğrar. Deliren Malkav bu deliliğini bahane ederek her türlü sapkınlığı yapar. Olayın gerçek yüzünü anlayan Caine, Malkav"ı ve onun tüm Evlatlarını sonsuza kadar deli kalmakla lanetler.

Ravnos:İkinci Kuşak ile Üçüncü Kuşak savaşırken olana bitene uzak ve ilgisiz olan, herhangi bir taraf seçmektense kendi gücünü ve mülkünü arttıran Ravnos"u Caine, ahlaksızlıkların çekiciliği ile lanetledi.

Saulot: İkinci Kuşak ile Üçüncü Kuşak savaşırken bir taraf tutmayan aksine onları ayırmaya savaşmalarını durdurmaya çalışan Saulot"u Caine lanetlemememiştir. Saulot"a sadece "seni gören her lanetli seni olduğun gibi tanısın!" demiştir. Caine"in torunlarını lanetlemesinden sonra onu doğuya yaptığı yolculukta takip eden Saulot olmuştur. Bu yolculuk esnasında Saulot"un alnında üçüncü bir göz oluştuğu söylenmektedir.
  

 
1. Önce göze güzel bir bayan kestirilir
2. Sıkı bir pazarlıkla fiyatta indirim yapılır
3. Kuytu bir köşeye geçilir
4. Boyun güzelce kavranır
5. Ve afiyetle yenir. Afiyet olsun!

Klanlar ve Kurucuları:

Ventrue Kraliyet Klanı Ventrue
Gangrel Hayvanın Klanı Ennoia
Malkavian Ay"ın Klanı Malkav
Nosferatu Gizli Olanın Klanı Absimiliard
Ravnos Gezenin Klanı Ravnos
Toreador Gülün Klanı Arikel
Lasombra Gecenin Klanı Lucian
Tzimisce Biçim değiştirenin Klanı Mekhet
Followers of Set Yılanın Klanı Set
Cappadocian Ölümün Klanı Cappadocius
Saulot İyileştirenin Klanı Saulot
Assamite Av"ın Klanı Haqim
Brujah Öğrenmiş Klan Brujah

Evet arkadaşlar, Caine ortadan kaybolduktan sonra vampir klanları dünyanın dört bir yanına dağılmaya başlar. Ancak, oluşan her yeni vampir jenerasyonu, bir öncekine göre daha güçsüz olur. Zaman içinde, klanlar arasında güç rekabeti ve savaşlar baş gösterir; bu rekabetin vampir tarihine yansıyan en iyi iki örneği Salubri ve Cappadocian klanlarına son verilmesidir. Bu klanların yerine iki yeni klan Giovanni ve Tremere vampir klanları arasına katılmışlardır. Biraz da vampir organizasyonlarından bahsedelim:

Vampirlerin karakteristik özelliklerini en çok gösterdiği devir kuşkusuz karanlık çağlardır. Öğrenmeye ve bilgiye verilen değer yitirilmiş, aydınlar kilise tarafından yakılmaya başlanmış, Feodal sistemde çoğu vampir olan zalim Derebeyleri tarafından yönetilen Avrupa halkı sefaletten bitap düşmüştü. Bu devirde Vampirler o kadar güçlüydü ki bazıları Vampir olduklarını gizlemezlerdi bile. Dünya devletleri, ordular ve en önemlisi Tanrının Kilisesi Vampirler tarafından kesin bir şekilde kontrol edilmekteydi. İnsanlar yavaş yavaş inançlarını kaybetmeye başlamıştı. Öğrenmeye, akla, güzel günlere ve tabii ki büyüye olan inancını.

Artık dünya, vampirler tarafından sömürülen ve bu yaratıkların kendi zevkleri için oynadığı türlü oyuna mekan olan ümitsiz bir yerdi. Ortaçağın ilk yıllarında kendilerini iyiden iyiye açığa vuran vampirlerin nüfusu tedirgin edici boyutlara ulaşır. Halkın bu konudaki fısıltıları kiliseye kadar ulaşır. Oluşturulan gizli örgütler vampirlere karşı büyük bir savaş açar. Vampirlerin en zayıfı dahi insanların en güçlüsünden kat kat daha güçlü olmasına rağmen sayıca üstün olan ve gündüzleri de savaşabilen insanlar, birçok vampiri ortadan kaldırır.

Nesiller arasındaki sınıflandırmada gözden çıkarılması kolay genç vampirler, yaşlı vampirlere karşı büyük bir ayaklanma çıkarırlar. Doğu Almanya"da bir grup genç vampir, yaşlı vampirlerin kendilerini kontrol etmesini sağlayan büyüyü kırmanın bir yolunu keşfeder. İnsanlar ve iç çatışmalar sebebiyle darbe üzerine darbe yiyen vampir ırkının soyu tehlikeye girer. Bunun üzerine 15. yüzyılda, tüm klanların temsilcilerinin katılacağı bir toplantı düzenlenir. 13 klanın 7"sinin katıldığı bu toplantıda, Camarilla adı verilen bir birlik kurulur.
Oyunda kendinize ait bir eviniz olacak. Vampircede buna "Haven" deniyor
Camarilla"nın oyunumuzdaki önemi ise, oyuna başlarken yaratağınız vampirin bir Camarilla üyesi olması. Oyunda ilerleyen zamanda isterse diğer organizasyonlarla ilişkiye girebiliyoruz, ancak oyunun başında bir Camarilla üyesiyiz ve onların kurlarına uymak zorundayız.

Camarilla"yı oluşturan 7 klan Brujah, Cappadocian, Gangrel, Giovanni, Lasombra, Malkavian, Nosferatu, Ravnos, Tremere, Toreador, Ventrue"dir. Sayısal üstünlüğe sahip olan Camarilla birliği içsel ayaklanmaları kolaylıkla bastırır. Camarilla"dan biraz bahsetmek gerekirse:

Camarilla, Caine"in ilkelerini sürdürmeyi ve vampirleri insan saldırılarından korumayı amaçlayan bir birliktir. İnsanlar arasında yaşar ve belli sınırlar çerçevesinde kalarak büyük bir dikkatle beslenirler. Camarilla üyeleri için her şey ya siyahtır ya da beyaz. Bütün canlıların onların bünyesinde olduklarını ve hayatın çok değerli bir olgu olduğunu kabullenirler. Kurallarına son derece bağlıdırlar. Kurallara uymayan üyeler topluluktan çıkarılır veya ölümü ya da Sabbat"a katılmayı seçmek zorunda kalırlar. Ama genellikle Sabbat"a geçemeden öldürülürler.

Camarilla üyelerinin uymak zorunda olduğu 6 temel kural bulunmaktadır.Bu kuralları kısaca açıklamak gerekirse;

The Masquarade: Kanını asla doğada yaşayanlara bahşetmemelisin. Ta ki onlardan biri senden bunu isteyinceye kadar. Yeni bir vampirin doğumu ancak onun isteğiyle olabilir.
The Domain: Kendine ait bir bölgen vardır. Bu bölgenin tüm sorumlulukları sana aittir. Senin dışında bir kişi senden izin almadan bu bölgeye giremez ve sana karşı gelemez. Bölgen dışında avlanamazsın ve kanını içtiğin hiçbir canlıyı öldürmemelisin. 18 yaşından küçüklerle beslenemezsin.
The Hospitality: Bölgen dışındaki bir yere gittiğinde oranın konsülündeki en yüksek rütbeli ya da en yaşlısına kendini tanıtman ve sunman gereklidir. Bulunduğun sürece onun emrinde olmak zorundasın.
The Accounting: Kanını bahşettiğin her canlı senin çocuğundur. Onların hareketleri ve davranışlarından tamamen sen sorumlusun ve onlara emretme yetkisine sahipsin. Sana saygı duymak zorundadırlar.
The Progency: Senin hayatından ve senin çocuklarının hayatından senin klanının elder"ları (klanın yaşlı vampirleri 300 yaşını geçmiş olabilirler) sorumludurlar. Eğer sana ya da çocuklarının başına bir şey gelirse Elder"ların cezasını verecektir.
The Destruction: Kendi türünden birini öldürmen veya saldırman kesinlikle yasaklanmıştır. Bunun olabilmesi için sadece yaşlıların onayı ya da emri gereklidir. Kan avı başlatılmadan bir vampir öldürülemez.

Biri Doom3 mü dedi?

Vampire The Masquerade Bloodlines"a başlarken Camarilla"yı kurmuş bu 7 klanın üyelerinden biri olarak oyuna başlıyoruz. Şimdi de bu 7 klanın genel yapısını ve özelliklerini biraz inceleyelim.

Brujah: Genel olarak asi ruhlu vampirlerden oluşur, şahsen favori klanımdır. Brujahlar, sosyal değişime kolaylıkla ayak uydururlar ve içlerinde Camarilla birliğine ait en güçlü vampirlerden bazıları yer alır. Çok iyi birer savaşçı olan klan üyeleri yakın dövüşte ustalaşmışlardır. Birçok diğer vampir, Brujah"lardan "Punk"çı kanun kaçakları" diye bahseder. Caine kurucularını lanetlediği için kolayca kontrollerini kaybederler ve zor duruma düşebilirler. Oyunumuzdaki teknik özellikleri ise;

Initial Distribution Points: 2 Physical, 1 Mental, 3 Talents, 2 Skills, 1 Knowledge
Avantajları: +1 to Brawl skills
Dezavantajları: -2 to Frenzy checks
Klan disiplinleri: Celerity, Potence, Presence

Gangrel: Şimdi oyunumuzla klan halen Camarilla içinde görünmekte ve bir klan üyesiyle oyuna başlayabilmekteyiz. Ancak gerçekte klan Camarilla"dan ayrılmış Independent Klanlar arasına katılmıştır. Bunun sebebine gelince; Justicar"ları (yöneticileri) dağlarda Antedelluvian olduğuna inandığı bir vampirle karşılaşır ve yanındaki gangrellerin büyük bir kısmını kaybeder. Bir toplantı düzenleyerek bölge prensinden şehirdeki vampirlerin toplanıp bu Antedelluvian"ı durdurmalarını ister. Fakat prens buna izin vermez. Justicar bu korkaklığa sinirlenip klanın Camarilla"dan ayrıldığını açıklar. O zamandan beri klan "bağımsız klanlar" arasındadır.

Gangrel klanı üyeleri tün vampirler arasında, içgüdülerine ve doğalarına en bağlı klandır. Doğa içinde yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederler. Nasıl ve neden olduğu bilinmese de, Gangrel klanına kurtadamlar ve kurtlar dokunmamaktadır (kurtadamlar vampirlerin en büyük düşmanı sayılmaktadırlar). Şekil değiştirme konusunda
özel yeteneklere sahip olan klanın üyeleri, yarasa veya kurda kolayca dönüşebilirler. Bunun sebebi Caine"in Ennoia"ya gitmeden önce bıraktığı lanettir.

Initial Distribution Points: 2 Physical, 1 Mental, 2 Talents, 3 Skills, 1 Knowledge
Avantajları: +5 Strength, Stamina, and Wits when Frenzied
Dezavantajları: -1 to Frenzy checks
Klan disiplinleri: Animalism, Fortitude, Protean

Oyundaki haritalar çok geniş olmamakla birlikte bulunacağınız mekanlar da pek geniş sayılmaz. Fakat bazı görevlere özel haritaların sayısı azımsanacak gibi değil
Malkavian: Diğer vampirlere dahi korku salan bir klandır. Malkavian"ların hemen hepsi "deli" diye tanımlanabilecek derecede davranış bozukluğu sergiler. Caine klan kurucusu Malkav"ı delilik ile lanetlediği günden beri bu delilik kan bağı ile bütün Malkavian"lara geçmektedir. Ne zaman ne yapacakları belli olmadığı ve davranışlarının ve tepkilerinin ne anlama geldiği asla tam olarak anlaşılamadığı için diğer vampirler Malkavian"lara dikkatle yaklaşır.

Initial Distribution Points: 1 Social, 2 Mental, 1 Talent, 2 Skills, 3 Knowledges
Avantajları: +2 to Inspection Feat, exclusive access to Dementation Discipline
Dezavantajları: Penalties to negotiations
Klan disiplinleri: Auspex, Dementation, Obfuscat

Nosferatu: İğrenç görünüşlü kanalizasyon fareleri. Yeraltında ve kanalizasyon borularında yaşarlar. İğrenç görünüşleri yüzünden egolarını en iyi bastıran klandır. Caine"in klanın kurucusuna verdiği lanet yüzünden yüreklerindeki kötülük yüzlerine yansımış ve onlara korkunç bir görüntü vermiştir. Çoğu şeyi bilirler ve duyarlar. Çok büyük bir bilgi ağına sahiplerdir. Gizlenme ve sesiz saldırılarda uzmandırlar.

Initial Distribution Points: 1 Physical, 2 Mental, 1 Talent, 3 Skills, 2 Knowledges
Avantajları: Can obtain more blood from rats
Dezavantajları: Scary appearance, must use sewers for all transportation needs
Klan disiplinleri: Animalism, Obfuscate, Potence

Toreador: Ölümsüzlüğün tadını en çok çıkaran vampir klanı oldukları bir gerçektir. Mümkün olduğu kadar çok ve değişik tecrübe yaşamak ve her yaşadıkları tecrübeden de maksimum zevk almak isterler. Sanata ve yaratıcılığın her türüne hayrandırlar ancak ne yazık ki yaratma yetenekleri ölümlülükleriyle beraber onları terketmiştir. Güzel olan her şeye karşı muazzam bir merak içindedirler ancak bu Toreador"ların en büyük dezavantajlarıdır. Caine laneti ile onları güzelliğin kölesi yapmıştır, lanet başladığından beri yer zaman gözetmeksizin, güzel bir şeye bakakalabilirler; örneğin savaş sırasında ortamdaki bir heykelin ne kadar güzel olduğuna takılabilirler. Kimileri güneşin doğumunu seyrederken yok olduklarını anlatır :)

Initial Distribution Points: 2 Social, 1 Mental, 3 Talents, 1 Skill, 2 Knowledges
Avantajları: Humanity awards doubled, 1/2 experience cost for Humanity
Dezavantajları: Humanity penalties doubled
Klan disiplinleri: Auspex, Celerity, Presence


Bu şekilde bir sahne görüyorsanız yapacağınız tek bir şey var; load game!
Tremere: Doğal yollarla vampir olmamışlardır. Bir grup büyücünün ölümsüzlük arayışları sırasında bir vampiri ele geçirip büyü yoluyla vampir olmuşlardır. Bu sebeple vampirliğe ilk adımlarını attıkları sırada diğer klanlar tarafından çok tepki görmüşlerdir. Büyü konusunda uzmandırlar, ritüeller ve büyüler aracılığıyla kanın diğer vampirlerce çok az bilinen birçok gücünü ortaya çıkarabilirler. Tremere klanının neler yapabileceğini bilenler, onlardan uzak durmaya özen gösterir.Assamite klanına yaptıkları lanet halen akıllardadır.

Initial Distribution Points: 1 Physical, 2 Mental, 2 Talents, 1 Skill, 3 Knowledges
Avantajları: Exclusive access to Thaumaturgy Discipline
Dezavantajları: Physical attributes cannot be increased beyond rank four
Klan disiplinleri: Auspex, Dominate, Thaumaturgy

Ventrue: Mavi kanlı vampirler olarak tanımlanabilirler ve vampirlerin yönetici sınıfını oluştururlar. Ventrue klanı, onurlu ve kibar olmasıyla ün yapmıştır. En eski zamanlardan beri liderlik duygularıyla hareket eden klan, vampirlerin geleceğini şekillendirebilmek için çalışır. Eski zamanlarda Ventrue üyeleri soylular ve prensler gibi güçlü kişiler arasından seçilirdi. Günümüzde soylu bir servete sahip olan klan, Camarilla"nın düzenini ve devamlılığını sağlayan anahtar güçtür. Ancak onlara bu gücü getiren

özellik bile Caine"in lanetinden gelmektedir, klan üyeleri sadece beğendikleri kişilerin kanlarını içebilmektedirler.

Initial Distribution Points: 2 Social, 1 Mental, 2 Talents, 1 Skill, 3 Knowledges
Avantajları: Can utilize Dominate in dialogue, accepted into Kindred society more easily
Dezavantajları: Cannot obtain blood from rats, 50% chance of vomiting when feeding from bums and prostitutes
Klan disiplinleri: Dominate, Fortitude, Presence

Şimdi biraz da Camarilla"nın en büyük düşmanı Sabbat"tan bahsedelim. Sabbat Camarilla"ya isyan eden ve yeraltına sürülen vampir klanlarının oluşturduğu birliktir. Amacı, tüm vampirleri Camarilla"nın sınırlandırmalarından çıkarıp dünya üzerinde tamamen özgür olmalarını sağlamaktır. Sabbat, vampirlerin insanlık için bir tanrı olarak gönderildiğini benimser. İnsanlar onlar için sadece açlık gidermek için gerekli basit ve zayıf canlılardır. Camarilla gibi kuralları yoktur ve anarşiyi benimserler. Lasombra ve Tzimisce Sabbat Birliğinin kurucusu klanlardır, diğer vampirlerden klanlarının görüşleriyle ters düşünlerde Sabbat"a katılmışlardır. Organizasyon Sabbat"ın Caine Camarilla"nın Antediluvian"lar tarafından yaratıldığını ileri sürmektedir. İnsanlardan saklanmak gibi bir dertleri yoktu,asıl insanların onlardan saklanması gerekmektedir.

Sabbat"ın dünya üzerinde en aktif olduğu mekan İspanyadır. Çünkü kurucu klan Lasombra"nın vatanı burasıdır. Oyun içinde isterseniz Camarilla"ya sırt çevirip,Sabbat tarafına geçme imkanınızda mevcut, seçim sizin

Karnıma giren ağrı yüzünden bu resme yorum yapamayacağım
Bu iki büyük oluşumun dışında kalmayı seçmiş başka vampir organizasyonları da mevcut, bunlar; Anarchs diye tanınan ve pek fazla sorun çıkartmayan bir grup genç vampir topluluğu ve Inconnu diye tanınan ve tarih öncesinden kalan bir grup vampirdir. Bu gruplar genelde iki büyük oluşumun önüne çıkmamaya çalışıp kendi içlerinde aydınlanmaya çalışmaktadırlar.

Bir de hiçbir oluşumda yer almayan klanlar vardır. Bu 4 klan (Gangrel"i saymıyorum şu an); kökenlerini orta doğudan alan Assamite (çok iyi suikastçilerdir), aslan güvenilmez Followers of Set, klandan çok bir mafya ailesini andıran Giovanni ve hayatlarının en büyük amacı düzeni bozmak olan hint ve çingene kökenli Ravnos"dur.

Biraz da vampirlerin hiyerarşik yapısına değinmek gerekirse; Vampirler, hiyerarşiye çok önem veren varlıklardır. Camarilla birliği, bu konuda kendi içinde son derece gelişmiş bir sistem kurmuştur. Oyun içinde genelde bu yapıyla karşılaşacağınız için kısaca

anlatmak istedim.

Prince: Vampirlerin yaşadığı bölgeler, çeşitli sınırlarla bölünmüştür. Her bölüm, bir prince (prens) tarafından yönetilir; bir prens ise, en yaşlı vampirler tarafından seçilir. Bir prens tarafından yönetilen her bölüme "Domain" adı verilmektedir. Yabancı bir Domain"de izinsiz avlanırken yakalanan bir vampir, prens tarafından cezalandırılabilir. Domain prensleri, genellikle Ventrue veya Toreador klanı üyelerinden seçilir.

Primogen: Her "Domain"de, prense yardım etmek amacıyla kurulmuş bir de primogen grubu vardır. Bu grup, çeşitli ırkların yaşlılarından oluşan bir meclistir. Bir Domain"de prensin sözü emir sayılsa da, başarısız prenslerin Primogen"i tarafından yok edildiği tarihte görülmüştür.

Elder: 300 yıldan daha uzun süredir yaşayan vampirlere verilen addır. Bir elder, yaşadığı süre zarfında birçok güç kazanmıştır ve son derece ölümcül ve tehlikelidir.

Ancillae:Elder"ların bir alt sınıfıdır. Genellikle 100-300 yıldır yaşayan vampirlerdir; ancak büyük başarılar gösteren daha genç vampirlere de bu sıfat verilebilir. Genellikle Elder"larına hizmet etmekle uğraşırlar. Kendi aralarında güç savaşları olsa da, bu savaşlar Elder"lar arasındaki savaşlardan çok daha zayıftır.

Neonate: Vampir ırkının tabanını oluşturan sınıftır. Bir asırdan daha kısa süredir yaşayan vampirlerdir.

Burada size vampir klanları ve organizasyonları hakkında biraz bilgi vermeye çalıştım umarım yardımcı olabilmişimdir. Oyunumuz Vampire The Masquerade Bloodlines büyük bir zevkle oynamanız ve arkanıza 3 metrelik bir kıl yumağı takıldığında hızlıca topuklamanız dileğiyle.


Kaynaklar:

www.white-wolf.com
www.vampirebloodlines.com
www.lostlibrary.org
www.pranga.com











Derecelendir
Kaynak İnformation Technology Tarafından yazılmış/derlenmiştir.
İçerik İhbarı


duzceninsesi.com.tr

Open Source Document Project AUP&TOS