WikiTurk
Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Türk Edebiyatı

Lisan-aşna TIM
(Date : 13.04.2008 17:20:06)
imageimageimage %3


TANZİMAT EDEBİYATI


 Reklam




TANZİMAT EDEBİYATI

Aslında ‘dizme ,sıralama’ manasına gelen Arapça tanzim kelimesinin çokluk şekli olan tanzimat ,XIX.yy da Osmanlı devletinde yapılan ıslahat için kullanılmıştır ve aynı zamanda bu devre adını vermiştir.Tanzimat, 3 Kasım 1839 tarihinde Tanzimat-ı Hayriye Fermanının ilanı ile başlar,hukuk bakımından bazı araştırmacılara göre 1879 da I.Meşrutiyet,bazılarına göre ise 1908 de II.meşrutiyetin ilanı ile son bulur.

Esasen bir siyasi ve içtimai ıslahatlar manzumesi olarak görünen bu devrede,fikir ve edebi
yönden de batılılaşma doğrultusunda yapılan yenilikler devri edebiyatının Tanzimat Edebiyatı olarak anılmasına teşkil etmiştir.

Osmanlı devletinde yapılan ıslahat hareketleri başlıca iki devreye ayrılır.Birinci devirde ıslahat hareketleri üzerinde hakim olan fikirler,Osmanlı devletinin kendi tarih ve kültüründen mülhem olduğu halde,ikinci devrede ıslahat hareketlerinin başlamasında Avrupa kültür ve medeniyetinin tesir vardır.Tanzimat bu ikinci devrede yapılan ıslahatın neticesi olarak meydana gelmiştir.

--------------------------reklam--------------------------

------------------------------------------------------------


Edebiyat tarihimiz Tanzimat,yenileşme ve batılılaşma devrini Şinasi ile başlatır.Şinasinin modern Türk Edebiyatı için örnek olabilecek çalışmaları 1859-1860 yıllarına rastlar.Yenileşmenin mühim türlerinde olan tiyatronun basılı ilk yerli örneği Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı komedisi 1859 da yazılmış,1860 da tefrika edilmiştir.Müntehabat-ı eşar’ın basım tarihi 1862 dır.Batıdan yapılan manzum şiir tercümelerinden ilki olan Tercüme-i manzume 1859 da yayınlanmıştır.Yine ilk özel gazetenin de yayına başlaması 0860 da olmuştur.İlk tercüme roman sayılabilecek Tercüme-i telamak’ın neşri 1859 yılın rastlar.Bu çerçevede Tanzimat Edebiyatının başlangıcını 1859 yılı olarak almak doğrudur.Devre Tanzimat Edebiyatı dışında şu isimler de verilmiştir:Edebiyat-ı cedide(sonraları bu isim sadece servet-i fünun hakkında hakkında kullanılmıştır)Yeni Türk Edebiyatı,Batı tesiri Türk Edebiyatı.

Edebiyat tarihlerimiz tanzimat edebiyatının I.devresini 1876 da II.Abdülhamit’in tahta çıkışına kadar götürürler.II.devre ise bazı ilim adamlarına göre 1896 ya kadar devam eder.Bu devreler önemli şair ve yazar isimleri ile de anılmaktadır.I.devre Şinasi,Namık Kemal,Ziya Paşa mektebi;II.devre Hamid-Ekrem-Sezai mektebi olarak anılır.İlk bakışta birbirinin devamı intibaını veren bu iki grubun arasında büyük farklar vardır.Şahsiyetlerin karakterleri kadar eserlerin özellikleri ve fikirleri birbirine zıttır.Buna mukabil Serveti fünun Edebiyatı Tanzimat Edebiyatının II.devresinin devamı gibidir.Bu husus göz önünde tutularak Tanzimat Edebiyatının II.devresi ile Servet-i fünun dönemine beraberce “Abdülhamit Devri Edebiyatı”diyenler de olmuştur.Tanzimat Edebiyatında fikrin ağırlığını dikkate alarak edebiyatı geniş manası ile düşünürsek,batıdan yapılan ilk edebi tercümenin Münif Paşa’nın Muhaverat’ı hikemiye’si olduğu söylenebilir.Bu eser o tarihten altmış yıl önce reisülküttab Atıf Efendinin “zındık”diye vasıflandırdığı Volter’den çevrilmiştir.

Artık tercümenin yolları açılmıştır.Avrupa dillerinden ve daha çok Fransızca’dan şiir,roman,tiyatro tercümeleri yapılmaya başlanır.Tanzimat döneminde umum halkın anlayabileceği bir dil arayışı kendini göstermiş,dilde sadeleşmeye doğru bir yol tutulmuştur.Tanzimatçılar edebiyat yolu ile halkı aydınlatmaya çalıştıklarından bu davranışları tabiidir.Fransızca’nın etkisi ile Türkçe cümle sentaksı uzun bir devre içinde değişikliğe uğramıştır.Dildeki bu değişiklikler bir takım reaksiyonları da birlikte getirir.Batılılaşmak sevdası ile Avrupacın örf ve adetlerini benimseyenlerin sosyal alanda kullandıkları tabirler Tanzimat edebiyatında komik unsur olarak yer alınmıştır.Avrupa salon adab-ı muaşeretine özenen tipler ,birer tatlısu frengi olarak tenkit ve alay konusu yapılırlar.

TANZİMAT NESRİ

Bu edebiyatı temsil edenlerin çoğu aynı zamanda şairdirler fakat bunlar asıl yeniliği nesirde yapmışlardır.Tanzimat edebiyatı hakiki bir nesir inkılabı olmuştur.Çünkü fikirler yenilenmiş.Batıdan yeni kavramlar getirilmiş bütün bunlar nesri büsbütün değiştirmiştir.

Zaten,Tanzimat’la edebiyatımıza giren yeni türlerin hemen hepsi hikaye ,roman ,tiyatro makale ,nutuk gibi nesir çeşitleridir.Bu türler ,yeni nesrin gelişmesini sağlamış ve yaratılan üslupla birlikte olgunlaşmışlardır.

Yeni nesrin teşekkülüne asıl büyük rol ,gazeteler ve gazetecilere düşmüştür.1860 da başlayan özel gazetecilik ,az zamanda halka hitap eden yeni bir anlatım bulmak gerektiğini kabul ettirdi.İster istemez bir havadis ve haber verme üslubu arandı.Nitekim özel Türk gazeteciliğinin kurucusu olan Şinasi ,1860 da çıkardığı Tercüman-ı Ahval’in ilk sayısına yardığı önsözde ,bu arayışı tam bir şuur ile açığa vurmaktır.

“ Tarife hacet olmadığı üzere,kelam meram anlatmağa mahsus bir Tanrı vergisi olduğu gibi,insan aklının en güzel icadı olan kitabet(yazı sanatı)dahi,kalemle tasvir-i kelam(sözü resmetmek)eylemek fenninden ibarettir.Bu hakikatten dolayı, giderek umum halkın kolaylıkla anlayabileceği mertebede işbu gazeteyi kaleme almak gerektiği dahi,yeri gelmişken,şimdiden hatırlatılır.”

Batı dünyasında bize gelen yeni görüş ,düşünce ve kavramlar halka gazeteler kanalıyla yayılmıştır.Bunları anlatabilmek için yeni değişlere,tamlamalara ve yeni kelimelere ihtiyaç duyulmuştur.Kimi tercüme yoluyla bulunan, kimi de eski kavramların yeni anlamlar kazanması suretiyle hazırlanan bu kelime ve tamlamalar,yeni nesri hazırlamıştır.

Tanzimat şair ve yazarlarının hepsi toplumcu,inkılapçı ve batıcı kimselerdir.Kitaplarında ve yazılarında ,halka gösterecekleri yollar,verecekleri bilgi ve öğütler vardır.Bunu sağlamak için elden geldiği kadar çok insana hitap etmek isterler.Tabii olarak hepsi dile özenmiş ve açık yazmaya çalışmışlardır.Başlıca tanzimat ediplerinin bu husustaki görüşleri sadeleşme ve halk tarafından anlaşılma noktasında birleşmektedir.

Sadeliği en ileri götürmüş olan Tanzimat yazarı ,Muallim Naci ve bir çok sayfalarında Ahmet Cevdet Paşadır.Bunlar arasında halk diline en fazla yaklaşabilen de Ahmet Mithat Efendi olmuştur.

Tanzimat nesri,eski nesre ilintisiz denilebilecek kadar değişik ve yenidir.Bu yenilik sade olmaktan çok,başkalaşan bir dünya görüşü ile yepyeni batı kavramlarını kullanmaktan ileri gelir.Çünkü bu devir,Türk halkına yeni görüşler, özleyiş ve arzular getirmiş yeni ihtiyaç ve ülkeler sunmuştur.Yabancı dil bilenlerin ve gazetelerin çabaları, memleket işlerinde söz sahibi olmak isteyen yeni nesiller hazırlamış, bu suretle bir halk efkarı (kamu oyu,efkarı umumiyet)meydana çıkmıştır.

Uğruna baş koydukları bir çok emelleri olan ve bu ülküyü heyecanla yaymak isteyen şair ve yazarlar vardır.Hürriyet ,vatan ,adalet, zulümle boğuşma, islahat, insan hakları, eğitim, devlet idaresi, vatan için çalışma gibi yüzlerce yeni mesele, gazetelerde, tiyatro ve romanlarda coşkunlukla söylenip yazılmıştır.

İşte bu ülküler ve düşünceler Tanzimat’ın nesir dilini, eskilerde görülmeyen ve o zamana kadar bilinmeyen:

Hey’et-i içtimaiyye,vezaif-i kaannuniye, vatan manfaati,şeref-i millet,nesl-i ati,şabab-ı osmaniyye,gayret-i milliye,medeniyet resulü,reis-i cumhur, efrad-ı millet, terbiye-i nisvan, zincir-i esaret, ittihad-ı kalb-i millet, gavga-yı hürriyet, şemşir-i zulüm, hak-i vatan..gibi yüzlerce yeni tamlama ve kavramlarla doldurmuştu.Bunlar tanzimat nesrini hakkiyle sadeleştirmemiş olsa bile,büsbütün yenilemiştir.

Tanzimat nesrini eski nesirden ayıran özellikler şunlardır:
A: Fikir kaygısı öne alınmış üslup özentisi ve süs düşkünlüğü arkaya itilmiştir.Yazıcı,cümlesini bir şey söylemek, öğretmek için kurar.(ne var ki şaşaalı üsluptan ve süsü tutkunluğundan büsbütün vazgeçildiği söylenemez)
B: Cümle boyları kısalmış,anlaşılan ve kolayca izlenen bir ölçüye konmuştur.Cümle gereksiz,boş lakırdılardan arınmıştır.
C: Seciler çok az kullanılmış yada büsbütün atılmıştır.
D: Eski nesirde, konuya girmeden yapılması adet olan başlangıçlar atılmış,kestirmeden esasa girmek yolu tutulmuştur.

Tanzimat edipleri çok yönlü, yani hemen her türde eser vermiş kişilerdir.Burada bazılarının yalnız nesir üslupları üstünde durulacak.

ŞİNASİ

Bilindiği gibi şinasi, Türk edebiyatında Batıyı örnek tutan Tanzimat akımının başı ve öncüsüdür.Değer ve üstünlüğü nesir alanında görülür.Namık Kemalden Abdülhak Hamit"e kadar, bütün nesir üsluplarının Şinasi’ye bağlandığı söylenebilir.

Tanzimat nesrinde görülen bütün yenilikler, Şinasi eliyle yapılmıştır.Onun koyduğu esaslar, Namık Kemal ve A.Hamit tarafından geliştirilmiştir.Cümle kuruş tarzı ile kullandığı bir çok kelimeler örnek tutulmuştur.

Şinasi genç yaşında Tophane Kaleminde memurdu.Bu uyanık ortamında(ihtida ederek Reşat Bey ismini almış olup)M.Chateauneuf’ün yardımıyla Fransızca öğrenmişti.Yirmi üç yaşında Paris’e giderek fünun-u maliye tahsil etmiştir.Denebilir ki Tanzimat nesrine getirdiği bütün yenilikleri, Fransızca bilmesine borçludur.Bu bilgi ile Osmanlı dilini,Fransız cümle yapısına adapte etmiştir.Bu bilgi ile Osmanlı dilini,Fransız cümle yapısına adapte etmiştir.Eski nesir tarzından büyük ölçüde ayrılmak imkanı bulmuştur.

Şinasi, sanatçı olmaktan çok bir mantık ve fikir adamıdır.Nesrini duygu ve hayallerden çok düşünce üzerine kurmuştur. Süs özentisini atıp ölçüye önem vermiştir.Heyecansız olan yazıları,öğretici nitelikte,sağlam kuruluşlu ve bilhassa ikna edici kuvvettedir.

Tartışma ve tenkit usullerini, hasımlarına öğretmeye çalışan Şinasi, geçlere bir takım temel fikir ve ilkeler de sunmuştur.

“ Asya’nın ihtiyar aklını,Avrupa’nın taze fikirleri ile birleştirmek.
NAMIK KEMAL

Tanzimat edebiyatını bir çok yönleri ile en iyi temsil eden Namık Kemal, kendi zamanındaki nesrin de büyük üstadı sayılmaktadır.Onun şairliğini Abdülhak Hamit’inkinden daha zayıf bulan çağdaşları ve hayranları,nesirde erişilmez olduğunu belirtmek için “edib-i Şair-i azam “ diye anarlar.

Şinasinin, Fransız cümlesine uydurmak suretiyle,eski nesir üslubunu büsbütün değiştirdiğini ve Tanzimata göre bir üslup kurduğunu biliyoruz.Sağlam yapılı ve inandırıcı olan Şinasi nesri,duygu, hayal ve bilhassa heyecan yönünden zayıftı.İşte ustasında gördüğü bu eksiği Namık Kemal tamamladı.

Abdülhak Hamit,Sami paşazade Sezai,Ebuzziya Tevfik ve Süleyman Nazif,Namık kemal’in nesir üslubunu bazı eserlerinde sürdüren başlıca yazarlardır.

AHMET CEVDET PAŞA

Tanzimat nesrinin büyük bir yazarı olan Ahmet Cevdet Paşa tarih,hukuk,dilbilgisi alanındaki ilmi eserleriyle, eğitim ve idaredeki hizmetleriyle de tanınmıştır.

18 Temmuz 1851 de Fransız Akademisi örneğinde bir Türk akademisi kurulmak istenmiş adına Encümen-i Daniş denmiştir.B u kurula seçilen üyelerden yalnız Cevdet Paşa’dır ki, üstüne düşeni yapmış,meşhur Tahir-i cevdet’ini yazmıştır.










Derecelendir
Kaynak http://www.plusforum.org/tanzimat-edebiyati-t1441.0.html
İçerik İhbarı


duzceninsesi.com.tr

Open Source Document Project AUP&TOS