WikiTurk
Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Psikoloji

sercenyurt
(Date : 26.07.2008 05:05:49)


Psikiyatrik Ansiklopedi-L


 Reklam



Langdon-Down, John Langdon Haydon ( 1828-1896):Aynı zamanda hem Earlsvvood Tımarhanesinde medfkal gözlemci, hem de Londra Hastahanesinde hekim olarak çalışan Langdon-Down, zamanını akıl yetersizliklerini (bkz.) incelemeye hasretmiştir. Akıl yetersizliğinin birtakım etnik karakteristiklere dayanılarak sınıflandırılması konusunda Londra Hastahanesi Raporları"nda yayınlanan yazısında, ilk olarak Mongolizmi (bkz.) tanımlamıştır. Mon-golien tipteki idiosinin bir dejenerasyon örneği olduğunu ileri sürmüştür.   Lanugo:Bazı anoreksia nervosa vakalarında, sırtta görülen ince tüyler.   Latah:Ekopraksi (bkz.), ekolali (bkz.) ve irkilme reaksiyonu gibi karakteristikler gösteren, kültüre-bağlı bir sendromdur. Güneydoğu Asya"da görülen bu sendrom akut
katatonik şizofreniyi andırır. Çok kere şiddetli bir korkuyu izler.
  Leptosomatik:Kretschmer (bkz.) (1936), boy ve beden yapısı ile mizaç ve akıl hastalığına yatkınlık arasında ilişki bulunduğunu ileri sürmüştür. Leptosomatik terimiyle tanımlanan uzun, ince beden yapısı, şizotimik kişilik ve şizofrenik hastalıkla ilgili bulunmuştur.

--------------------------reklam--------------------------

------------------------------------------------------------

Limbik Sistem:Limbik sistem, serebral hemisferdeki interventriküler foramina çevresinde bulunan, dairesel biçimli boz madde için kullanılan bir terimdir. Belli başlı yapılar amigdala (bkz.), hippokampus (bkz.), «kuşaksı» ve «dişsi» girus"lardır; ama bîrçok araştırmacı, özellikle temporal lob-daki diğer bazı alanları da limbik sistemin kapsamına almışlardır. Bu sistemin başlıca girişi retiküler formasyon (bkz.) ve frontal Ioblardır; çıkış ise yine bu yapılara doğrudur. Filojenezin erken safhalarında beliren limbik sistem, emosyonel yaşantı ve ifadeyle ilgilidir. Hayvanlarda, bu lobda gelişen lezyonların yol açtığı Klüver-Bucy sendromuna (bkz.), vizüel agnosia, vizüel stimuluslara aşırı dikkat, aşırı oral aktivite, hiperseksüalite ve hiperfaji eşlik eder.   Lityum Karbonat:Lityum tuzlarının başlıca kullanımı, ma-nik-depressif bozuklukların tedavisinde-dir. Manik durumlarda ruhsal durumda inhibisyon yaratırlar, bazı bipolar affektif hastalık vakalarında ruhsal durum değişkenliğinin amplitüdünü ve bozukluğun tekrarlama frekansını azaltırlar. Bazı şizo affektif hastalık vakalarının da lityumdan yararlandıkları bulunmuştur. Lityum etkisini, vücuttaki sodyumun kısmen yerini alarak ruhsal durum değişkenliğine eşlik eden sodyum düzeyi değişimlerini önleme yoluyla gösteriyor olabilir. Ancak, beyindeki amin metabolizması üzerinde de belirgin etkiler göstermektedir; ama bugün lityumun etkinlik mekanizmasının bu kadar basit olması ihtimal dışı görülmektedir. Lityum karbonat dozu, profilaktik olarak, günde üç kere 250 ve 500 mg arasında, yahut retard etkili bir müstahzar halinde günde bir kere 800 ve 1600 mg arasındadır. Erken belirebilecek yan etkileri en aza indirmek için, tedaviye düşük bir dozajla başlanarak, bunun yavaş yavaş artırılması tavsiye edilmektedir. Profilaktik serum düzeyleri (0.6 - 1.2 m. Eq./1.), yan etkilerin (1.5-2.0 m.Eq./l.) ve tok-sik etkilerin (> 2.0 m. Eq./1.) görüldüğü düzeylere yaklaşmaktadır. Serum lityum düzeylerinin düzenli olarak saptanması tavsiye edilmektedir. Yan etkiler arasında hafif tremor, poliüri ve seyrek olarak diyare ile bulantı vardır. Tremorun artması, bulantının devam etmesi ve kusmanın eşlik etmesi, ataksi, uyku hali ya da diğer SSS belirtilerinin gelişmesi durumunda, toksisiteden kuşku-lanılmalıdır. Zehirlenme ciddi bir nitelik kazanabilir, koma ve konvülsiyonlara yol açabilir ve ölümle sonuçlanabilir. Uzun süreli tedavi komplikasyonu olarak, dif-füz non - toksik guatr görülebilir. Kardiak yahut renal dekompensasyonda olduğu gibi, su ya da elektrolit bozukluklarında lityum tedavisi kontrendikedir.   Lobektomi,Anterıor Temporal:Entraktabl temporal lob epilepsisinde, anterior temporal löbektomi uygulanabilir. Yapısal bir lezyon (örneğin vasküler bir anomali yahut tümör) bulunan vakalarda son derece olumlu sonuçlar elde edilmektedir; ama harabiyetin hipoksik ve daha yaygın olduğu vakalarda bile bu ameliyat, muhtemelen epileptik aktivitenin kısır döngüsünü bozarak, başarılı olabilir. Nöbetler giderilemese bile, genellikle azalır, davranış bozukluğu, entellektüel performans ise düzelebilir. Bilateral temporal löbektomi, hafızada derin hasar yarattığından, bu ameliyat beynin yalnızca bir tarafında yapılabilmektedir. Ameliyatın komplikasyonları arasında öbür gözle ilgili görsel alanda hafif bir üst kuadrant bozukluğu, geçici disfazi ve diplopi, ender olrrak da hemiparezi vardır. Ablasyo-nun, dominan hemisferde olması durumunda ortaya çıkan işiterek öğrenme bo-zukluğuysa, ciddi bir kusur yaratabilir.   Lobus Temporalis Epilepsisi:Bu durum, odaksal kökeni lobus temporalis"de bulunan bütün epileptik nöbet tiplerini kapsar. En karakteristik nöbetler psikomotor (bkz.) tipte olmakla birlikte, bunlara sık sık majör konvülsiyonlar da eşlik eder. Vakaların çoğunluğunda, nöbetlerin odaksal kökeninde patoloji mevcuttur. Bu tip lezyonlarm yüzde ellisi mesial temporal sklerozdan (bkz.) ileri gelir. Geri kalanındaysa, eşit oranda doğum - sonrası travması yahut enfeksiyonları ve etkisiz (indolent) tümörler sözkonusudur. Mesial temporal skleroz, erken çocukluk döneminde yeterli tedavi uygulanmamış status epileptikusu izler. Birçok kronik epilepsi vakası psikomotor tezahürler gösterir.
Yetişkinlerde EEG klasik olarak lobus temporalis üzerinde anti-fazlı keskin «Spike» bulguları verir. Çocuklardaysa klinik özelliklere eşlik eden belirgin psikomotor nöbetler, EEG"de genel anomaliler gösterebilir. «Spike» odağı ancak yavaş bir seyir izleyerek tutarlı bir lokasyona girer.
Tedavi yöntemi, psikomotor nöbetlerin antikonvülsanlarla kontrolüdür; ancak, eşlik eden davranış bozukluklarının bu ilaçlarla şiddetlenmemesine dikkat edilmelidir. Barbitüratlar (ve primidon) çok kere çocuklarda şiddetli ruhsal durum bozukluklarına ve hiperkineziye (bkz.) yol açar. Hidantoin türevleri yararlıdır, ama metabolizma normal değilse serum hidantoin düzeyleri yükselebilir. Süksini-mid gibi karbamazepin de yararlı olabilir, ama çocuklarda hava açlığı ve kilo kaybına yol açabilmektedir. Bu arada benzodi-azepin türevlerinin de değişken oranlarda Temporal lob epilepsisinde tipik EEG yararlı sonuçlar verdiği bildirilmektedir. Sık sık davranış bozuklukları, kaba ve saldırgan davranış, nevrozlar ve psikotik bozukluklar da eşlik eder. Erken yetişkinlik döneminde başlayan kronik, hallüsinasyonlu bir paranoid psikoz, epilepsinin başlamasından sonra değişken sürelerle devam edebilir. Depresyona sık rastlanır ve intihar oranları da yüksektir.
  Logore:Aşırı ve çabuk konuşma. Bu duruma normal kimselerde de rastlanmakla birlikte, çok kere gerilim ve manik durumlara eşlik etmektedir.   LSD ( Liserjik asit dietilamid ):LSD 25, kuşkusuz en çok tanınan hallüsinojenik ilaçtır. Kimyasal bakımdan, li-serj.k asidin sentetik bir türevi olarak, triptamine benzer. Hallüsinojenik özelliklerini, bir raslantı sonucu, Hoffman bulmuştur. Bilinen en etkili biokimyasal maddeler arasında yer alır. Gastroentesti-nal kanaldan absorbe olur. En açık etkisi, serotcnin antagonizmasıdır. Sık kullanım sonucu, LSD"ye tolerans çabuk gelişir. Psilosibin (bkz.) ve meskalin (bkz.) ile çapraz tolerans sözkonusudur. Fizik bağımlılık (bkz.) gelişmemesine karşın, psikolojik bağımlılık (bkz.) aşırı olabilir. Bu bakımdan, LSD"ye alışan kişi, bu maddenin kullanımına bağlı olan algısal değişimlere ve yanlış sezgilere aşırı önem vermesi sonucunda yaşantısını değiştirici derin nitelikte etkilere uğrayabilir. LSD"ye karşı olumsuz reaksiyonlar da görülebilir. Bunlar üç tipte olur: Bazan saldırganlık yahut intiharla sonuçlanan, paranoid heyecan ve konfüzyon durumlarının eşlik ettiği akut reaksiyonlar; muhtemelen ilaca bağlı olmayan, ama kişide ilacın yol açacağı değişimlerle ilgili korkuların yarattığı şiddetli panik durumları; yukarıda söz edilenlere benzer ve LSD kullanımından sonra 18 ay süreyle görülebilen tekrarlayın reaksiyonlar. Uzun süreli LSD etkileri genellikle şiddetli deper-sonalizasyon ve kişiyi rahatsız edici nitelikte kalıcı vizüel algı bozukluklarıdır. LSD"nin terapötik yararları konusunda, henüz kesin kanıt olmamakla birlikte, bazı araştırmacılar bu maddeyi alkolizm tedavisinde yararlı bulmuşlardır.   Lökotomi:Prefrontal lökotomiyi ilk olarak 1935"de Lizbon"lu Egaz Moniz uygulamıştır. İlk uygulanan bu standard lökotomi ameliyatı, herbir frontal lobdaki ak maddenin mümkün olduğu kadar geniş biçimde ayrılmasından ibaretti. Bu ameliyatın, apati ve yüksek bir epilepsi insidansı gibi, birçok istenmeyen yan etkileri vardı. Yararlı etkileriyse, talamusun dorsomedial nukleusları ile frontal korteks arasındaki bağlantının kesilmesinden ileri gelmektedir. Oysa talamo-frontal kümenin kesilmesi (bimedial lökotomi) yahut orbital alt-kesimle de aynı terapötik etkinlik, en az yan etkiyle, elde edilebilmektedir. Bu ameliyatın başlıca endikasyonu, özellikle dirençli depresyon vakalarında ve ob-sesyonel nevrozlarda görülen, uzun süreli ve entraktabl gerilim ve anksietedir. Bugün şizofrenide ender olarak uygulanmaktadır. Daha önce belirgin özelliği dürtü ve aktivite olan olumlu kişiliğe sahip kimselerde en iyi Sonuçlar alınmaktadır. Öz-kontrol azalabileceğinden, belli psikopatik veya histerik özellikler gösteren hastalarda, bu ameliyat kontrendikedir. Genellikle ameliyattan sonra hemen semptomat iyileşme kaydedilirse de, hastayı toplumun tamamen etkin bir üyesi haline getirebilmek için, özellikle obsesyonel nevroz vakalarında yoğun rehabilitasyon gereklidir.
 








 


Derecelendir
Kaynak http://www.mcaturk.com/ansiklopedi.php
İçerik İhbarı


duzceninsesi.com.tr

Open Source Document Project AUP&TOS