WikiTurk
Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Dış Ticaret

sercenyurt
(Date : 03.10.2008 00:23:55)
imageimageimage %27


Dış Kaynak Kullanımı (Outsourcing) Nedir?


 Reklam



İşletmelerin gittikçe artan bir biçimde, yalnızca ‘sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işleri’ yapmak istemeleri ve  temel yeteneklerini kullanılmadıkları işleri, organizasyon dışındaki başka işletmelerden alma eğilimleri, dış kaynak kullanımı (outsourcing) uygulamasını ortaya çıkardı. İşletmeler bu sistemi kullanarak, kaynak tasarrufu yapıyor, küçük ve yalın bir yapıya sahip oluyor ve çok iyi bildikleri işler üzerine yoğunlaşabiliyor.

Bir firmanın her alanda üstünlük sağlayabilmesi mümkün değil. Eğer işletme herhangi bir alanda bir işlevi yerine getiremiyorsa, bunu çok daha iyi yapabilen başka bir işletmeye yaptırabilir. Geleneksel dış kaynak kullanımının temelinde, bir ürünün hammaddesinin dışardan temin edilmesi söz konusuydu. Günümüzdeyse, sadece hammadde de değil, tüm işlerde dış kaynak kullanımı görülmekte.

Örneğin, Westinghouse, firma olarak üretimde çok iyi olduğunu; fakat bunun yanında nakliye işlerinde kendilerinden daha uzman kişiler olduğunu gördü ve başarılı bir nakliye şirketi ile uzun dönemli bir anlaşma gerçekleştirdi.

Bir firma, birkaç temel yetenek geliştirerek sürekli bir rekabet avantajı sağlama olasılığını artırabilir. Bunun yanında, firmanın yerine getirmesi gereken faaliyetleri dış kaynak yoluyla sağlaması, temel yetenekleri üzerinde tümüyle konsantre olmasını sağlar. Rolls-Royce Motorlu Arabalar Şirketi, dış kaynak kullanımına önem veren şirketlerin başında geliyor. Dünyanın en pahalı otomobillerini üreten bir firma, 1991 ve 1992 yıllarında toplam 150 milyon dolarlık bir kayba uğradı. Firmayı tekrar karlı hale getirebilmek için verilen kararlardan biri de, dış kaynak kullanım yoluna gitmek oldu. Bugün, firma, arabaların kasaları ve dingilleri gibi bazı elemanlarını outsource ediyor ve motor, boya, deri gibi kendi temel yetenekleri üzerine yoğunlaşıyor.

Outsourcing için ‘global kaynak kullanımı’ deyimini kullanmak yanlış olmaz. Günümüzde üreticiler/imalatçılar ürünlerini, daha ucuz hammadde ve tedarikçilerin olduğu ülkelerde yaptırıyor. Bir işletme anlaşmasını yerel bir işletmeden alıp, 8000 mil uzakta bulunan Uzak Doğu’daki bir işletmeye verebiliyor. Örneğin, PC’ler için hard disk sürücüleri satan İngiliz Seagale Technology’nin başarısı, ürünlerinin malzemelerini Asya’dan ucuza mal etmesinin altında yatıyor. Bu ürünler, tamamlandıktan sonra İngiltere’de satılıyor.



Dış Kaynak Kullanımının Önemi   Dış kaynak kullanımı, birçok faaliyeti ve kullanım alanını kapsar. Bazıları parça parça ve küçük fırsatçı stratejik karakterler taşır. Örneğin, ofis temizliği rekabet avantajı sağlamada çok fazla rol oynamasa da işletmeye dolaylı yoldan birtakım faydalar sağlayabilir.

Dış kaynak kullanımının giderek önem kazanmasının nedenlerin başında gelen neden; giderek karmaşık ve hızlı hareket eder hale gelen pazarlarda uzman hizmet verebilmenin en hızlı yolu olması. Bununla birlikte, daha düşük maliyet yaratması ise diğer bir etmen. Bilgi ve iletişim teknolojisinin müthiş bir hızla ilerlediği de düşünülürse, özellikle rutin işlerde dış kaynak kullanımı yoluna gidilerek büyük avantajlar elde ediliyor.

Dış kaynak kullanımının bize verdiği esneklik sayesinde, artık sorunlar yaratan faktörler azaltır veya tamamen ortadan kaldırılabilir hale geldik. Bugün Amerika’daki firmaların yüzde 65’i insan kaynakları bölümü outsource ediyor.

Dış kaynak kullanımının, insan kaynakları için birçok avantajlı yönü bulunuyor. Bunların başında ‘iş yükünü azaltması’ geliyor. Örneğin, şirket çalışanları için eğitim programı gerçekleştirileceği zaman, eğitim şirketlerinin araştırılıp en uygununun saptanması, anlaşma yapılması, eğitim yapılacak yerin ayarlanması gibi işler insan kaynakları bölümünün sorumluluğunda. Halbuki iş bir danışmanlık şirketine outsource edildiğinde, hem olası hatalar önleniyor hem de zamandan tasarruf ediliyor.

Sonuçta dış kaynak kullanımının size/işletmenize sağladığı faydaları şöyle özetlemek mümkün:

·        
Ana faaliyet gösterdiğiniz konuya odaklanmanıza olanak tanır,
·        
Dağınık verilerin tek merkezde toplanmasını sağlar,
·        
İstenilen bilgiye kısa zamanda ulaşmanız olanağını sunar,
·        
Gizliliğin korunması sağlar,
·        
Zamandan tasarruf sağlar,
·        
Verimde artışı getirir,
·        
İşin uzman tarafından yapılması gibi önemli bir avantaj yaratır,
·         Kaynakların daha etkin kullanımını sağlar.

Dış kaynak kullanımının insan kaynakları için faydalarını ise şöyle özetleyebiliriz:
·        
Rekabet üstünlüğü yaratır,
·        
Kaynaklar etkin bir şekilde kullanılır,
·        
Maliyetlerde düşüş yaşanır,
·        
Hizmet gerektikçe alınır,
·        
Teknoloji yatırımı yapılmasına gerek kalmaz,
·        
Gizlilik faktörü uzman kişilerce başarıyla sağlanır,
·         Maaşlar tercihe bağlı olarak gizli tutulabilir.

Günümüzün rekabet ortamında bu faktörler oldukça önemli bir yere sahip ve bu nedenlerle dış kaynak kullanım alanları gün geçtikçe artıyor.



Örnek Dış Kaynak Kullanımı Uygulamaları   Türkiye’de yeni dış kaynak kullanımı uygulamaları, otomobil kiralama, posta-dağıtım gibi alanlarda görülüyor. Örneğin Alarko Holding, hiçbir şirketinin bünyesine araç satın almayıp, araç ihtiyacını ‘rent a car’ şirketlerine outsource ederek karşılıyor.

Yakın zamana kadar şirketlerin kendi içlerinde yaptıkları, postalama-dağıtım işleri de artık kurye şirketlerine outsource ediliyor.

İnşaat şirketleri de giderek, kendi uzmanlık alanlarının dışındaki işleri dışarı vermeyi tercih ediyorlar. Örneğin, bazı müteahhitler, binayı bitirdikten sonra bahçe düzenleme işini, bu konuda uzman şirketlere yaptırarak bazı maliyetlerden kurtuluyorlar.

Fotokopi şirketi Xerox ise, fotokopi işleri yoğun olan şirketlerin bütün işlerini yönetiyor. Böylece şirketler hem fotokopi cihazına yapılan sabit yatırımlardan kurtuluyor, hem de sık sık ortaya çıkan arızalarla uğraşmak zorunda kalmıyorlar.

Otomobil : Oyak-Renault, bir otomobilde yer alan tam 2000 parçayı dışarıdan 140 ayrı şirkete outsource ediyor.

Beyaz Eşya: Sektörün önderlerinden Arçelik, kendi üretmediği parça ve bölümler için 350 şirketle çalışıyor.

Konfeksiyon: Konfeksiyon sektöründe çalışan 2.1 milyon kişiden, 1.4 milyonu, tedarikçi olarak faaliyet gösteren firmalarla çalışıyor.

Perakendecilik: Perakendeciler rekabette bir adım öne geçebilmek için, nakliye, depolama ve stok yönetimi gibi lojistik işlerini uzman şirketlere devrediyorlar.

Gıda: Bu sektördeki şirketler, ambalaj işini Tetrapak gibi şirketlere devretmeye başladılar.


Dış Kaynak Kullanımında Stratejik Riskler
  Dış kaynak kullanımı, büyük fırsatlar sunmasının yanında birtakım riskleri de beraberinde getirir. Bu riskleri şu şekilde ele almak mümkün:

·  Dışardan kullanılan kaynak kötü olduğunda, kötü kalitede ürünler verdiğinde firmanızın zararı da çok büyük olur. Bunun acı deneyimini yaşayan bir çok Amerikan firması, üretimde ürünün temelini oluşturan parçalar dışındakileri dışarı yaptırdı, fakat daha önce yakaladıkları kaliteyi kaybetti.

·  İşletmeler, farklı yeteneklere sahip kişilerle çeşitli faaliyetlerde etkileşim olduğunda, yeni bakış açılarına ve yeni çözümlere ulaşacaklarına inanıyorlar. Bununla birlikte, işletme dış kaynak kullanmak yerine, bu işi kendi bünyesinde uzman kişilerce gerçekleştirirse, çalışanların bilgi düzeyi daha da artacak ve yaratıcılığın getirisi çok daha fazla olacaktır.

·   
Dış kaynak bu riskleri taşımasına rağmen işletmeye getirisi çok daha fazla. Önemli olan dış kaynağın doğru alanda, doğru şekilde ve doğru zamanda kullanılması. Bu durumda, risk oranı oldukça düşük seviyelerde kalacaktır.


Dış Kaynak Kullanımı Şirket Yapısına Nasıl Bir Etki Gösteriyor?   Tüm sektörlerde hızla yayılan dış kaynak kullanımı, organizasyon yapısında da değişikliklere neden oluyor. Dış kaynak kullanımı nedeniyle pek çok şirkette bilgisayar departmanları yok oluyor. Firmalar özellikle data prosesing işlemlerini bu konuda uzman olan şirketlere devrediyorlar. Yapı Kredi Bankası, Pamukbank ve Citibank bu konuda başı çeken bankalar. Bu sayede geniş departmanların küçülmesiyle birlikte şirketin organizasyon yapısı da küçülüyor, organizasyon esneklik kazanıyor. Örneğin, Ülker, bisküvi işinde, merkezde 1500-2000 kişiyle tüm işlerini hallediyor. Ama aslında aynı kadroda fason ve dağıtım şirketleriyle beraber 15-20 bin kişi bulunuyor.

İşletmeler dış kaynak kullanımı ile gereksiz departmanlardan kurtulup yalın hale geliyorlar. Bu da  hem maliyetleri düşürüyor, hem de işletmenin karar alma sürecini hızlandırıp ana hedefleri üzerine odaklanmasını sağlıyor.

Sonuç olarak globalleşmenin etkisi ile artan rekabet koşulları, işletmeleri kaliteyi yükseltmeye, ama bunun yanında daha ucuz ve çabuk üretime zorluyor. Bu sayede de pazardaki rekabet avantajlarını korumak için işletmeler temel yetenekleri üzerine yoğunlaşarak, yeteneklerini kullanmadıkları işlerini başka işletmelere devrediyorlar. Bunun yanında gelişen telekomünikasyon teknolojisi sayesinde çalışanların aynı mekanda olmamalarına rağmen iletişimlerinin sürekliliği sağlanıyor. Temel yetenekleri üzerinde yoğunlaşma ve outsourcing uygulamalarının yaygınlaşması ile ‘Downsizing’, ‘Şebeke Organizasyon’ ve ‘Sanal Organizasyon’ gibi yeni organizasyon yapıları ortaya çıkıyor.

Örnek Olay: Amerika’nın ünlü ayakkabı firması Nike sattığı ayakkabıları kendisi üretmiyor. Çünkü onları Uzakdoğu’daki imalatçılar kadar iyi üretmeleri mümkün değil. Nike’ın bugün 40 tane fabrikası bulunuyor, fakat Nike bu fabrikalara kendisi sahip değil.

Peki Nike’ın iyi olduğu konu nedir? Başarılı olduğu alan nedir? Tabii ki pazarlama. Bunun yanında spor ayakkabılarının tasarlanması, üretimi değil, onların denenmesi, testlerinin yapılması Nike’ın yaptığı bir diğer iş. Nike, asli iş olarak ayakkabıları, çok yüksek testlere tabi tutarak performanslarının yüksek olduğundan emin oluyor ve bu doğrultuda pazarlama faaliyetlerini gerçekleştiriyor.

Örnek Olay: New York’ta kazak tasarımı yapan bir girişimcinin (Bay X) ilginç ve ilham veren hikayesine göz atmakta fayda var; Bay X sadece kazak tasarımı yapıyor ve bu konuda çok başarılı, bunun dışında hiçbir şeye sahip değil. Yani, sadece bir masası, üzerinde oturduğu bir sandalyesi, bir bilgisayarı, faksı ve de telefonu var. Bay X, bir gün tasarımlarını alarak büyük bir satış zincirine sahip olan Macys’e gidiyor. Tasarımlarını şirket yöneticilerinin beğenisine sunuyor. Tasarımlarını beğenen Macys yöneticileriyle adet başına 15 dolardan 10 bin kazak siparişi üzerine anlaşıyor. Anımsayın, Bay X’in kazakları üretmek için ne bir fabrikası, ne de siparişi ulaştırmak için bir dağıtım şirketi var. Ancak telefonu bu engelleri aşmasına yeterli. Bay X önce Hong Kong’da onunla çalışan bir imalatçıyı arıyor ve imalatçı ile tanesi 8 dolardan 10 bin kazağın üretimi üzerine anlaşıyor. Daha sonra bir nakliyat şirketini arıyor ve kazak başına 1 dolara da nakliye şirketi ile anlaşıyor. Ancak, dikkat Bay X’in malları koyabileceği bir deposu da yok. Fakat kazaklar üretimden sonra direkt olarak Macys’e gideceği için bu sorun da ortadan kalkmış durumda. Sonuç olarak Bay X, tanesini 9 dolara mal ettiği kazağı Macys’e 15 dolardan veriyor ve net kazancı kazak başına 6 dolardan toplam 60 bin doları buluyor. Bay X bu parayı ortada hiçbir şeyi/yatırımı yokken oturduğu yerden nasıl kazanıyor? Yalnızca ve yalnızca kazak tasarımı yapabildiği, aklını kullanabildiği, girişimci ruhu ve cesaretine sahip olduğu ve de en önemlisi dış kaynak kullandığı için! Siz de neden bir Bay X olmayasınız?





Derecelendir
Kaynak http://www.kobifinans.com.tr/tr/bilgi_merkezi/020606/349
İçerik İhbarı



Open Source Document Project AUP&TOS