WikiTurk
Editor Login | Register
Ekle

> Yaşam > Tarih > Osmanlı

darulfunun02
(Date : 04.12.2008 13:37:54)
imageimageimage %-10


Osmanlı Devletinde Saray Teşkilatı


 Reklam




Saray Teşkilatı

Osmanli Devletinin kurulusundan sonra, saray teskilati da diger muesseseler gibi gelisme gosterdi. Bursa ve Edirne saraylarindan sonra, Istanbul"un fethi uzerine bugunku Istanbul Universitesi merkez binasinin oldugu yerde, Fatih Sultan Mehmed Han tarafindan Saray-i Atik denilen eski saray kuruldu. Daha sonra yine Fatih tarafindan Saray-i Cedid adi verilen Topkapi Sarayi yaptirildi.

Bu saraylar padisahlarin hem ikamet ettikleri yer ve hem de butun devlet islerinin gorusulup karar verildigi en yuksek devlet dairesiydi.

Osmanli Devletinde saray teskilati uc kisimdan meydana gelmekteydi:

1) Birun adi verilen dis kisim,

2) Enderun adi verilen ic kisim,

3) Harem-i humayun.

Sarayin Birun adi verilen kismi sarayin disi, yani Babus"saade haricindeki teskilatidir. Sarayin Birun teskilatinin isleri cesitli oldugundan, her birinin memurlari da ayri ayri siniflardandi.

Burada gorevli olan ilmiye sinifi ile Birun agalari denen agalar, sarayin hem harem ve hem de enderun kisminin haricindeki yerlerde ve dairelerde bulunup, vazifelerini yaparlar ve aksamlari evlerine giderlerdi. Birun teskilatina ait butun tayinler sadr-i azam tarafindan yapilirdi.

Enderun: Sarayin bu kismi yuksek dereceli devlet memuru yetistiren bir mektep ve terbiye yeriydi. Padisahlar bir kismi sarayda ve bir kismi da orduda olmak uzere Musluman Turk terbiye ve kulturu ile yogrulmus, kendilerine sadik bir sinif yetistirdikten sonra, Osmanli devlet idaresini bunlarin eline vermistir.

Kucuk yastaki devsirme denilen cocuklar, saraya alinmadan sivil Musluman Turk ailelerin yaninda buyuk bir itina ile yetistirilerek, Musluman Turk terbiyesi gorurlerdi. Dini bilgileri ve Turkceyi ogrenirler daha sonra saraya alinirlar, burada da mukemmel bir tahsil gordukten sonra, siralari gelince liyakat ve kabiliyetlerine gore saray haricindeki cesitli devlet hizmetlerine tayin edilirlerdi. Sarayda her kogusun ve sinifin fertlerinin kaydina mahsus defterler olup, bunlarin saray terbiyesi uzere yetismeleri icin her kogusta lala tabir edilen hocalar vardi.

Osmanli Sarayi, hem devletin en yuksek idare organi ve hem de en yuksek idarecilerini yetistiren bir muessese idi. Sarayin kendine mahsus usul ve erkani vardi. Islam ahlakinin ve insanlik seciyesinin en guzel ornekleri burada yasanir ve buradan Osmanli ulkesine ve dunyaya yayilirdi.

Harem-i Humayun: Padisahin aile efradinin; padisah kadinlarinin, padisahin kiz ve erkek cocuklari ile harem agalarinin ve muhasiplerinin oturdugu yerdi. Yerlesim olarak valide sultanin dairesi, sehzadeler mektebi, padisahlarin yatak odalari, cariyelerin yetistigi yerler gibi bolumleri vardi. Haremde; valide sultan, baskadin efendi, padisah kizlari, gedikli kadin, hizmetci (cariye)ler bulunurdu.

Osmanli sarayinin harem bolumu, hanedan mensuplarinin hususi aile hayatlarini yasadiklari yerdi. Devletin butun muesseseleri ve cemiyet hayatinda oldugu gibi, buradaki gunluk hayat da, Islamiyetin esaslarina Turk orf ve an"anesine titizlikle riayet edilerek yurutulurdu. Harem-i Humayunda bulunanlar, kucuk yaslarindan itibaren cok titiz ve ciddi bir egitimden gecirilerek yetistirilir, sarayin mustesna adab ve terbiyesine uymasina itina gosterilirdi.

Asirlar boyunca cihan-sumul Osmanli Devletini idare etmis, ulkeler fethetmis, ilim ve irfanin ilerlemesine, medeniyetin yukselmesine ve yayilmasina hizmet etmis padisahlarla, mumtaz ahlak, iffet, sefkat, merhamet ve hamiyet numunesi hanim sultanlar, hep bu Harem-i Humayunda terbiye edilerek yetismislerdir. Haremde, hanedan ailesinin yasayisini duzenleyen cok muazzam bir tesrifat, (protokol) vardi. Harem teskilati ve muessesesini anlatan cesitli tarihi vesikalar mevcuttur.

Harem-i Humayunda bulunan cariyeler, Islam ordularinin dusmanlarla yaptigi harplerde esir edilen kadin ve kizlarla, padisaha hediye edilenlerden hizmetci olarak sarayda bulunanlardi. Bunlarin cogu hizmetci olarak hanim sultanlarin ve haremde vazifeli kadin gorevlilerin emrinde hizmet ederek yetisirlerdi. Cariyelerin hepsi, uzun sure cok ciddi bir terbiyeden gecirilir, Islam ahlaki ve Turk orfune gore yetistirilir, cesitli hizmetlerle vazifelendirilirlerdi. Temayuz edenlerinden pek azi, padisahin ozel hizmetlerini gormekle de vazifelendirilirdi. Bu dereceye yukselmek, cariyeler icin pek buyuk bir meziyet ve mazhariyetti ve uzun terbiyelerden sonra ulasilirdi. Gerek padisahin ve gerekse Harem-i Humayunda bulunan diger hanedan mensuplarinin hizmetlerindeki cariyelerle olan muameleleri, Islam hukukuna uygundu. Keyfilikten, zevk ve safaya zebunluktan uzak olup, Islamiyetin tarif ettigi mesru aile hayatinin bir numunesiydi. Cariyelerden cogu kendiliklerinden Musluman olur, ya sarayda serefli bir omur surerler veya munasip kimselere zengin ceyizlerle gelin edilirler, yuva kurarlardi.

Eski ve ortacaglardaki krallik ve imparatorluk saraylarinda yasanan zevk ve safahat alemleriyle, bilhassa saraya mensup kadinlarin karistigi entrikalarin sehvetleri kamcilayan hikayelerini dinleyip yazmaga alismis bazi Avrupali muharrirlerle, onlari taklit eden yerli isimler, hicbir yabancinin girmemis, hicbir uygunsuz haber duyulmamis olan Osmanli sarayinda da bu kabil olaylari cok arastirmislar, yazacak hicbir sey bulamamislardir. Asirlar boyunca devam etmis bir hanedan ailesinden supheli rivayetler halindeki tek tuk olayi ise, genis hayalleriyle susleyip bire bin katarak anlatmislardir. Bilhassa Bati insaninin ulasmayi gaye edindigi zevk ve safahat hayatinin Avrupa saraylarinda gorulen numuneleri; onlarin tarihte emsalsiz bir ihtisam sahibi Osmanli sarayinda da benzeri bir hayat hayal etmelerine sebep olmustur. Cunku Avrupali icin iktidar ve maddiyatin zevki ve safayi teminden baska nihai bir maksadi yok gibidir. Harem kelimesiyse, ozellikle son zamanlarda cesitli bahanelerle istismar edilmis, Musluman-Turk ahlakinin besigi aile yuvasi, cesitli bozuk dusunce sahiplerinin uydurma sozleriyle lekelenmek istenmistir. Bu maksatli iftiralarla dolu yazilarin hedefi; tarihteki, Turk ahlak ve devletini asagi dusurmektir. Bu tip maksatli yazilarin hicbir vesikasi ve degeri de yoktur. Harem kadinlarinin hicbiri, devrinde kendi hayatini ve haremi anlatan kitap yazmamistir.



--------------------------reklam--------------------------

------------------------------------------------------------











Derecelendir
Kaynak Anonim
İçerik İhbarı


duzceninsesi.com.tr

Open Source Document Project AUP&TOS